Bu blog'da gerçekler ve bakış açıları sorgulanır...

27 Kasım 2009 Cuma

11-SİYONİZM VE KÜRTÇÜLÜK,PKK-FETO-AKP...

“TEVRAT’a göre, Yahudilerin başlangıcı İbraniler dir. İbranilerin ulu dedelerinden İBRAHİM babası ile HARRAN a gelir yerleşir. Babası öldükten sonra Allah ın emrine uyarak kabilesi ile Kenan diyarına (İncil de Filistin in adı) göç etmiştir. İbrahim kavmi daha sonraları İsrail kavmi adını almıştır. Allah bir gece rüyasında İbrahim e görünmüş ve Mısır Nehrinden Fırat a kadar olan toprakları senin nesline veriyorum diyerek bu toprakları İSRAİLOĞULLARINA bahşetmiştir...
Bugün İsrail in Nil den Fırat a kadar olan toprakları ele geçirmek hayalinin temelinde bu efsane yatar.
Ortadoğu daki mezhep çatışmaları, Kürtçülük hareketinin Türkiye nin güçlü devlet olmasını engellemesi, hatta Türkiye nin bölünmek istenmesi, İsrail in bölgede hakim güç olmasının önünü açacağı için İsrail ,ABD ve İngiltere tarafından desteklenmektedir.”
3K PLANI
1. Kerkük Kürdistan'a verilecek. (Kerkük+Musul petrolleri, Irak petrollerinin % 60'dır) Petrol savaşı! Kerkük’ün Kürdistan'a verilmesi ki bu büyük ölçüde gerçekleşmiştir.Planlı Kürt göçü nedeniyle Kerkük Kürt şehri haline getirilmiştir.Bknz:3.Madde
2. Kypros/Kıbrıs. Mutlaka Avrupa birliğine girmelidir. Çünkü,İsrail'in tam karşısında duran ve içinde İsrail toprağı olan önemli bir”vaat edilmiş” topraktır (İngiliz üsleri İsrail'in resmi toprağıdır.) Adadaki İngilizlerin görevi İsrail'i korumaktır ve tampon oluşturmaktır. Agrotur ve Dikelia üslerinin toplam toprak alanı Kıbrıs'ın % 17'sidir. Kıbrıs ayrıca İsrail'in “Kara para” aklama merkezidir. İbranice Kıbrıs “MAFU”dur(Mahfuz yani Vaad edilmiş toprak) “Kıbrıs'ın AB'ye girmesiyle İsrail'in de istediği anda üye olma yolu açılmaktadır. Çünkü Avrupa topluluğu içindeki Yahudi Diasporası yaklaşık 10 milyon kişidir(İsrail'den kalabalıktır). Sözkonusu Dias ilkesine göre "Çift yaşamlı toplulukların kendi ülkelerinden daha çok nüfus barındırması halinde, o topluluk hangi bloka dahil ise , temsil edilen ülke de o gruba aittir”(Bunun için bir Asya ülkesi olan İsrail, Avrupa spor karşılaşmalarında oynayabilmekte ve her türlü organizasyonunu Asya ülkeleriyle değil Avrupa Topluluğuyla yapmaktadır). Kıbrıs'ın % 17'si İsrail'in resmi (Fakat tarafsız bölge adıyla bilinen gizli devlet gibi saklı) bir parçasıdır. Kıbrıs,İsrail’in toprağındaki hissesi itibariyle AB’ye alınacaktır. (İsrail sonradan gelir elbette...)”
 3. Kürdistan:Siyonizm’in Yeni Asya’sı, Vaadedilmiş Büyük İsrail'in İsrail efendileri dışında tek tercih ettiği topluluk olan Kürtleri içermektedir.(Türklerin ve Arapların bu topraklardan tasfiye edilmesi gerekmektedir.)
Türk Kürdistanı:13 Milyon nüfuslu “Aczimendia”İsrail'in vazgeçilmezi olan GAP-Fırat-Murat ve Dicle stoklarını içermektedir.
, Irak Kürdistanı:Bir petrol ülkesi olmayan İsrail'i Petrol zengini yapacaktır(Trafsız bölge dışında).Irak'da 5 milyon kürt vardır ayrıca bu gruba dahil 1 milyonluk Suriye kürdistanı ile 6 milyon olmaktadırlar.
 İran KürdistanıYahudilerin Tarih'de ilk çıktıkları “Anavatan”larıdır,olmazsa olmazlardandır ve büyük nostaljik değeri vardır. Bu yüzden siyonistler ilk çıkış noktaları olan Civanşir ve yayıldıkları ikinci bölge olan Hamadan'da sembolik Kürt devleti kurma alıştırmaları yapmışlardır.(Hamadan Kürt devletini hem de Azeri Topraklarındaki Civanşir (Jevanshir) öteki adıyla”Kızıl Kürdistan”ı kurdurmuşlardır).Bu egzersizlerden sonra sıra Arz'ı Mev'ut'un bir parçası olan“Büyük Kürdistan”a sıra gelmiştir.Önce Irak'da kurulacaktır. (Türkmen ve
Arap'lardan arındırılacaktır.)ki bu kısa vadede oluşturulmuştur.

*Sırada Türkiye Kürdistanı var: Bu da uzun vadeli(30 yıl)büyük planın en önemli parçasıdır. Türkiyeyi AB içinde "Hak ve özgürlükler"söylemleriyle"Önce Otonom, sonra tam bağımsız Kürdistan'a yönlendireceklerdir.” Ermenistan'ın da AB içine alınmasıyla,Van'dan Doğuya doğru bir serbest dolaşım bölgesi oluşturulacaktır(Böylece SEVRes anlaşması yürürlüğe girecektir)
Bu Aşamaya Nasıl Gelindi:
Yazının bu aşamasında Siyonist yapılanmayı alttan üste doğru görelim.
1. Altta LİONSLAR (Mahalle komiteleri vb. Genç Leo (Lioness) kızlar ve genç Leon erkekler)
2. Bunun üstünde Rotaryenler.
3. Bunun üstünde Carbonary ve Masonnry (Farmasonlar)
4. Bunun üzerinde yani alttakilere emir verme yetkisine sahip Bilderberg .
5. Siyonizm kuruluşları (Bunlar sadece Yahudilerdir.) Dış İlişkiler Komitesi (CFR), Bohemian Grove, IMF ve Dünya Bankası,( IMF'in asıl dikkat çekilmesi gereken yönü Gizli Dünya Devleti'nin örgütleriyle arasındaki irtibattır. Fakat bu yönüne çok fazla dikkat çekilmez. Batılı araştırmacılardan Peter Thompson, IMF'in bu bağlantısı hakkında şu bilgiyi verir: "Batının uluslararası koordinasyonunu sağlayan aygıtların başında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika elitlerini bir araya getiren Bilderberg toplantıları gelir. Bu toplantılarda alınan kararlar ise BM, IMF, Dünya Bankası, OECD ve NATO gibi ekonomik, politik kurumlar aracılığıyla hayata geçirilir."Diğer alt sınıflar ise "Yerli uşak"lardır. (Goyim)…
İngilizler, Güneydoğu Anadolu'ya girdiklerinde kendilerine verilen üç emir vardı:
İngiliz yüksek komiseri “Robeck “ anlatıyor;
Damat Ferit 7 Nisan da bana geldi.Ulusal hareketi bastırmak için her çeşit baskıyı kullanacağını söyledi.Ulusal Harekete karşı Anzavur Hükümetin elinde ilk silahtır.”diyor ve 15 Nisan dada şunlaları yazıyordu;”Hükümet Ulusalcıları lanetleyen bir bildiri yayınladı ulusal harekete karşı bir seri fetva ilan etti.Başbakan gelecekteki Türk Devleti için İngiliz mandası istedi.Musul ve Kerkük Kıbrıs gibi İngiliz toprağı olmalı”(Peki ama neden?)

“1. Gidebildiğiniz kadar, Kars'a kadar dahi Kürt ağırlıklı toprakları işgal ediniz. (Bunu can kaybından dolayı bırakıp, bu günlere ertelediler)
2.Kürt aşiretleri Mustafa Kemal'e karşı kışkırtmak için "Milliyetçilik ve Din Akımları oluşturun. Bu noktada şeyh’leri ve sait’leri yanınıza alınız. (İngilizler bunu kısmen başardılar ve Musul-Kerkük'ün de içinde bulunduğu misakı milli'yi parçaladılar. Buraları Kuzey Irak'a terk edildi.)
3. Başarmaya çalıştığımız isyanlar karşı direnişle karşılaşırsa, bunu askeri yoldan değil; politik yönden geleceğe taşıyınız. Milliyetçi kürtçülük akımını ve Din’i fraksiyonlarını destekleyiniz.” (22 Şubat 1919-Miralay Max Andrio)
                                                         
(*)“İşte Şeyh Sait’den ve Saidi Nursi'den başlayan bu akımlarla, “Yeni Asya” Kutlular, (kürtlerin dini lideridir) Süleyman Karagülle ve Aczmendi Tarikatleri’de oyuna dahil oldu” .(İleriki yıllarda bunlardaki Kürt söyleminden ve ağırlığından rahatsız olanlar için de Türk bazında Fethullah Gülen diye biri İsmi lazım değil (Yazıda bu şahıstan bu şekilde bahsedilecektir)gibi birden bire ortaya atıldı. Kürtlükten rahatsızlık duyan Türk yobazlar akın akın bu sonuncu işleme ve eyleme katıldılar.)”
*(”Bu konuya tekrar değineceğim”)
Kürtçülük hareketinin ülkemizdeki siyasi bir teşkilat olarak ilk organizasyonu II. Meşrutiyetle birlikte 02 Ekim 1908) tarihinde İstanbul'da kurulan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ile olmuştur.(Osmanlı daki Yavuz Sultan Selim zamanında 1514'de başlayan Şii Aşiret ayaklanmalarından Cumhuriyet tarihine kadar olanlar göz ardı edilmemiş.Konuyla ilgisi olmadığı için başka paylaşımlara saklanmıştır.) Gizli Kürt Teali Cemiyeti’nin kurulmasına ön ayak olan dış emperyalist güçler ile Arz-ı Mev’ud felsefesinin gerçekleşmesi için her türlü hileye ve eyleme baş vuran Siyonistler, Türk aleyhindeki yıkıcı ve bölücü faaliyetler sırasında Siyonist Ajanlar, gizli Kürt Teali cemiyeti ile ilişki kurmuş ve kendilerini destekleyeceklerine dair teminat vermişlerdi. Aralarında yaptıkları işbirliği ve Doğu Anadolu Bölgesinde giriştikleri tahrikler sonucu, 1925’de Piran Köyünde “Şeyh Sait İsyanı”nı başlatmışlardır.
“Tarih Dersi:”
Balkan Savaşından sonra, İngiltere ve Çarlık Rusyası, Fransa, Almanya ve İtalya Osmanlı İmparatorluğu topraklarından hak iddia ederek, Ermeni, Rum, Yahudi ve Arap gibi azınlıklar ile, Kürt aşiretleri içersinde yaptıkları tahriklerle devlete karşı isyan provalarını teşvik etmeye başlamışlardır.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğunun dağılma ve paylaşımı gündeme geldiğinde, Osmanlı'nın bu zayıf durumunda, yıllar yılı sadık vatandaş gibi görülen ve Osmanlı zamanında önemli makamlara getirilmiş olan ihanetçi bazı Kürt vatandaşları, içlerinde gizledikleri bağımsız Kürdistan hayalini gerçekleştirme yönünde harekete geçerek İstanbul'da peş peşe cemiyetler kurdular. 1912 yılında kurulan "Kürdistan Muhibban Cemiyeti" ve Hevi Cemiyeti bunlardan bazılarıdır.Bu cemiyetlerden en önemlisi Mayıs 1919 da kurulup kısa zamanda İstanbul'daki hemen hemen tüm Kürtleri bünyesinde toplamayı başaran Kürdistan Teali Cemiyetidir.Kürtdistan Teali Cemiyeti İstanbul'dan sonra Elazığ, Diyarbakır, Malatya ve Muş illerinde şubeler açmıştır.
Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başladığı çöküş dönemiyle birlikte devlet idaresine karşı gelen imtiyazlı aşiret ve gruplar zaman zaman başkaldırarak isyan çıkartmışlardır.
*Bu isyanları, Cumhuriyet' ten önceki ve Cumhuriyet' ten sonraki dönemdekiler olmak üzere iki bölüm halinde incelemekte fayda bulunmaktadır.
Cumhuriyetten önce (18), Cumhuriyetin ilanından sonra da idareye karşı muhtelif gerekçelerle (25) ayrı isyan meydana gelmiştir.
19. yüzyılda çıkan isyanlar ile daha sonraki yıllarda görülen Kürtçülük faaliyetleri, İngiltere, Fransa, Rusya ve diğer bazı devletlerce daima desteklenmiştir. Bu isyanların sebepleri ve sonuçları itibariyle en önemlileri Şeyh Sait İsyanı ve “Dersim” İsyanıdır.

 *1923-1960 Arası Dönemde Kürtçülük Faaliyetleri
Osmanlı Devleti döneminden beri birtakım emeller peşinde koşan Dış güçlerin, Cumhuriyet döneminde de ulusal çıkarlarına dayanan politikaları ile aynı oyunlarına devam ettikleri görülmektedir.Cumhuriyet Hükümeti, 1911 Trablusgarp savaşlarından itibaren 9 Eylül 1922’de Yunan ordularının denize döküldüğü tarihe kadar geçen 11 yıl boyunca ülkenin uğramış olduğu büyük tahribatı ortadan kaldırmak ve Genç Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine oturtma mücadelesi verdiği sırada geçmişte örnekleri görüldüğü şekilde Kürtçü faaliyetlerin tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Bu tehditlerin ilki ve en büyüğü şüphesiz” Nakşibendi Şeyhi Palulu Sait”in isyanıdır.
 Şeyh Sait İsyanı Başladı 1925
*Şeyh Sait İsyanı
Kapatılan Kürt Teali ve Terakki Cemiyetinin liderleri ile dış güçlerin destek ve teşvikleri ile Şeyh Sait isyanı tezgahlanmış Şeyh Sait ayaklanması 13 Şubat 1925 tarihinde Piran hadisesi ile başlamış ve 15 Nisan 1925 tarihine kadar iki ay devam etmiştir.
Şeyh Sait'in liderliğinde Piran'da ayaklanan gruplar kalabalık silahlı çeteler halinde kuzeyden Erzurum'a, güneyden Diyarbakır önlerine kadar gelmişlerdir. "Din elden gidiyor" sloganı ile ve ellerinde Kur-an'la ilerledikleri için yöre halkı şaşırmıştır. Asiler, üzerlerine bir hazırlık yapmadan gelen birlikleri de geri çekilmeye zorlamışlardır.
Bazı illerimizde seferberlik ilan edilmiştir. Sonunda ayaklananlar yavaş, yavaş kıstırılmış ve yok edilmişlerdir. Bir tarikat lideri olan isyancıların başı Şeyh Sait ve diğer elebaşları da yakalanarak İstiklal Mahkemeleri' de yargılanmış ve idam edilmişlerdir.
İsyanın Gerçek Sebepleri
Lozan anlaşmasına göre, en eski Türk şehirlerinden biri olan Musul'un durumu, Türk-İngiliz görüşmeleriyle halledilecekti. Türkler Misak’ı Milli sınırları dışında Musul'u bırakmak istemiyor, İngilizlerde petrol çıkan bu bölgeden vazgeçmiyordu. Türkiye Musul'u almak için askeri harekat için hazırlıklara başlamıştı.Bu arada İngilizler her türlü desteği sağlayarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu da bulunan Kürt kökenli aşiretleri kışkırtarak, onlara ayrı bir devlet kurma vaadinde bulundular.Türk ordusu ayaklanmayı bastırmak için vakit kaybetti ve bu arada İngiliz'lerin Musul'u savunmak için tedbir almaları kolaylaştı. İngiltere amacına ulaşmış oldu. Gencecik Cumhuriyet, vatanın bölünmezliğini korumak ve rejimi pekiştirmek zarureti yüzünden, Musul'u kuvvet kullanarak almaktan vazgeçmek zorunda kaldı.
Dersim İsyanı
1937 yılında ise aynı güçler Türkiye üzerindeki oyunlarıyla Dersim İsyanını sahnelemişlerdir. İsyanın çıkmasında dış güçlerin önemli etkisi olmuştur.Dini görünüm altında sergilenen ve "Milli karakter taşımayan bu isyan hareketlerinin bastırılmasında pek çok aşirette Devlet güçlerinin yanında yer almıştır"(Burayı özellikle vurguladım çünkü bilinenlerin aksine devlet tek başına bu isyanı bastırmamış yörenin kendi halkındanda destek almıştır) Dersim Ayaklanması 1938’de tamamen bastırılmıştır.
Dersim isyanından sonra 1950’li yıllara kadar etkinlik göstermeyen Kürtçülük faaliyetleri bu tarihten sonra tekrardan kendini göstermiştir.
1950 seçimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge halkından da bir çok temsilcinin Meclise girmesi ile emellerine ulaşamayan militan unsurlar, bu temsilcileri Kürt davasına ihanetle ve işbirlikçilikle suçlamışlardır. Bu suçlamayı yapan militan unsurlar 1958 yılında illegal Kürt İstiklal Partisini kurmuşlar ve parti bünyesinde faaliyet göstermişlerdir.
Sol, Marksist ideoloji doğrultusunda faaliyet gösteren bu cemiyetin mensupları 1959 yılında tevkif edilmişler ve 27 Mayıs ihtilalini takiben 8 Ocak 1961 tarihinde yargılanmaya başlanmışlardır.
1950 sonrası İkinci İllegal bir Kürt Teşkilatı yabancı uyruklu öğrenciler tarafından kurulan Kürt Talebe Cemiyetidir. Bu cemiyet mensupları da daha sonra Devlet güçleri tarafından yakalanarak tutuklanmışlardır.Nitekim, 1959 yılından sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da müstakil bir sözde Kürdistan Devleti kurma girişimleri de başlamış oldu…

*“Arkadaşlar bu tarih dersinden dolayı umarım beni bağışlarsınız.Detay ve ilgisiz gibi gelen bu konuları paylaşmazsam konunun akışına ihanet etmiş gibi olacağımı düşünüyorum.Görüldüğü gibi isyanların tamamı Dış güçlerin desteği ve organizasyonuyla olmuştur”
“1950 lerden sonra emellerini gerçekleştirme yolunda tekrar organize olmaya çalışan Kürtçülük hareketi asıl büyük atağını 1974 yılında adı lazım değilin kurduğu” sözde ideoloji ile şekillendirdiği PKK örgütüyle başlatmıştır ve adı lazım değil fiili başkanlığını yakalandığı tarih olan 15 Şubat 1999, saat 19.30’a kadar sürdürmüştür.( Adı lazım değil'ın yakalanmasında Mossad'la işbirliği yapıldığına dair söylentiler Mossad tarafından şiddetle yalanlanmıştır)”(Şu anda devletin tahsis ve modernize ettiği karargahında yönlendirmelerine devam etmektedir)
Yukarıdaki 1974 tarihine dikkat çektikten sonra “Irak Kürdistan”ına bir bakalım:

*Irak Kürdistanı:
“Siyasî bir bakımdan özerk, federal bir bölge olarak uluslararası, resmî tanınmaya sahip olan tek bölge Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimidir” Irak'ın kuzeyinde bulunan bölge 11 Mart 1970'de Saddam Hüseyin ve Mustafa Barzani arasında yapılan anlaşma üzerine kuruldu. Özerklik anlaşmasına göre Irak'ın kuzeyindeki üç il, yaklaşık 37 000 km²'lik bir Bölge, Erbil de kurulucak bir yerel Parlamento tarafından yönetilecekti. Bunun yanısıra Irak Meclis'inde 5 bakan ve başbakanvekili Kürt olacaktı. Kürtçe ülke genelinde Arapça'nın yanısıra ikinci resmî dil olacaktı.İran-Irak Savaşı sırasında bu bölge merkezi hükûmet´in kontrolünden çıkmış, İran saflarında Saddam Hüseyin´e karşı yer almıştı. Saddam Hüseyin savaştan önce anlaşmayı kaldırmış ve 1974 de Kürt bakanları meclisten çıkarmıştı.(Bu başlangıçtan sonra Birinci Körfez Savaşı öncesi ve savaş sırasında Saddam Hüseyin'den kaçan on binlerce Kürt Türkiye Cumhuriyeti'ne sığındı.)
Peki kim bu Barzani:
“Tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanilerinin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti.”
Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Yona Sabar’ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology’ (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabı Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre,” Kuzey Irak’ta 16 ve 17. yüzyılda Barzani ailesine mensup hahamlar Yahudi eğitim kurumları oluşturmuşlardı. Bu aileden Haham Nathanel Barzani, bölgede seçkin bir kütüphaneye de sahipti. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalmıştı. Amerikan Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızı Asenath Barzani’dir.”
Fetullah Gülen
(*)İle işaretlenmiş yukarıdaki parağrafta sözünü ettiğim birinci aktörden ve yapıtlarından sonra 2.aktörümüzede bir bakalım:
Kürt bazında söylemlerden ve kürt ağırlığından rahatsız olanların iknası görevi Din Maskesini takmış olan Fetullah Gülen’e verilmiştir.
1970'lerin ortalarında, Milli Görüş istikametinde hizmet gören Ak-Evler hareketinden koparılarak "Akyazılı" Vakfı kurdurulan Fetullah Gülen, giderek Bediüzzaman'ın çizgisinden uzaklaşarak masonik merkezlere yaklaştı. Karmaşık ve karanlık ilişkiler ağına Katıldı. Hiçbir resmi sıfat ve statüsü bulunmayan sade ve samimi bir hoca efendinin değil, bakanların ve başkanların bile erişemediği uluslar arası bir protokol pozisyonuyla; Papa yla programlara... Politikacı larla pazarlıklara başladı.
Fethullah Gülen ile Papa II.Jean Paul 1998 Şubat'ında Vatikan'da buluştular. Gülen'in basın önündeki açıklamalarından da anlaşılacağı üzere ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz buluşmada başrolü oynadı. Fethullah Gülen 8 Şubat 1998 günü Vatikan'a hareketinden önce yaptığı açıklamada "Birkaç ay önce Abramowitz cenaplarının yardımıyla bu buluşma gerçekleşti" dedi. ABD eski Savunma Bakan yardımcısı Richard Perle, FBI ve MOSSAD'ın paravan Yahudi örgütü Ayrımcılıkla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League/ ADL) buluşmayı organize edenler arasındaydı(Amerika'daki Siyonist lobisinin en güçlü kolu ADL, Gülen'in kitaplarının Amerika'da İngilizce olarak yayınlanmasınıda üstlenmiştir). Vatikan buluşmasının temelleri, Gülen'in sağlık (!) kontrolü gerekçesiyle bulunduğu New York'ta atıldı.
Zamanın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya yakınlığı ile tanınan ADL başkanı Abraham H. Foxman, Zaman Gazetesi’ndeki açıklamasında kitap olayını şöyle anlatıyor: "Kendisinden İslam'da hoşgörüyü anlatan kitaplar yazmasını rica ettik"
ADL'nin gerçek kimliği 1992 yılında iki ajanının yakalanmasıyla belgelendi.Ajanlar Tom Gerard ve Roy Bullock'un evlerinde çıkan bilgiler ve ifadeler ADL'nin kirli ilişkilerini su yüzüne çıkardı. . New York'lu gazeteci John Ross'un haberine göre; "ADL'nin MOSSAD, Güney Afrika ırkçı rejimi ve İngiliz istihbaratıyla bağlantıları ortaya serildi."
AK EVLER-AK YAZILI-AKP(Okunuşu Ak Parti)ve ADL
“Abraham Foxman’ın Siyonizmin dünya çapındaki önemli temsilcilerinden,ABD’nin önde gelen Yahudi Kuruluşu ADL’nin (anti defamation league) başkanı olduğundan bahsetmiştik.Bu zat AKP ilede yakınmıdır acaba?”
1998: Fethullah Gülen’in Papa ile görüşmesine aracılık yaptı.
2001: AKP kurulmadan önce 2001 yılında Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ile yaptığı gizli görüşme basında yer almıştı.
2004: New York Yahudi cesaret ödülünün ilk kez bir Müslümana verilmesine de ön ayak oldu. Böylece Recep Tayyip Erdoğan “Yahudi Cesaret Ödülü” olan Davut Boynuzunu alan tek Müslüman devlet adamı olmuştu.
30 Ocak 2009: Ve…One Minüte…Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışından sonra Foxman şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’deki Yahudiler tehdit altındalar. Bunda Milli Eğitim Bakanının yaptığı uygulamaların, Başbakanın sözlerinin çok büyük etkisi var. Başbakanın kelimelerini çok bilinçli seçtiği ortada. Çok sert konuşuyor. Medyayı Yahudiler kontrol ediyor. Onlar beni istemiyor gibi cümleler kullanıyor. Biz dosttuk. Bu duruma nasıl geldik? “
23 Eylül 2009:Gazeteler, One Minüte’ün tarih olduğunu yazdılar… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD’ye ziyaretinin ilk saatlerinde yaklaşık 50 kadar Yahudi kuruluşun temsilcisini, New York’ta kaldığı tarihi Plaza Otel de kabul etti.
Bu görüşmeden sonra Foxman bu sefer şu açıklamayı yaptı: "Toplantı sırasında hiç birimiz bu konuyu açmadık, Erdoğan da bu konuyu dile getirmedi. Biz unuttuk ve yaşananları tarihe gömdük…Bizim açımızdan en önemlisi, Başbakan Erdoğan’ın New York’a gelir gelmez ilk önce bizi kabul etmesidir. Bizim için en önemli olan nokta bu , çünkü Başbakan Erdoğan bize verdiği önemi göstermiştir.”
"Foxman-Erdoğan ilişkisi devam edip gidiyor. Filistin’de çocuklar öldü, ölüyor, ölecek..Başbakan Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına ne demişti: “siz öldürmeyi iyi bilirsiniz”
Şimdi ise öldürmeyi iyi bilenlerle İran, Suriye pazarlığı yapıyor.13 yıl önce “Kürt devleti mutlaka kurulmalıdır”diyen Kaddafiyle karşılıklı vizeleri kaldırıyor.Sizce bunlar tesadüfmüdür?”
*(ERDOĞAN: Cesaret-Courage (Carbonary Courageous Shield)Yahudi cesaret madalyası(Dünyada bu madalyayı alan tek Müslümandır.)
MM: (Maltaise Medall/Malta şövalye madalyası)
BB:Brave Bross (Cesur Birader Nişanı)
BB:Big Brain sertifikası....Aldığı diğer madalya ve ödüllerden bazılarıdır...
*Ampul:Yedi Isık, Yedi Sır…
AKP Parti tüzüğünün 3. Maddesinde amblemlerinin ampul olduğu ifade edilmektedir.
"Ampul bir ısık kaynağı değil sunucusudur. Ancak bir elektrik hattına bağlı anahtar açıldığında ısık verir.AKP’nin ampulünü yakıp söndüren anahtarın basında kim var?."
Ampulün etrafında 7 ısık huzmesi vardır. AKP tüzüğünün 4. Maddesinde 15 temel amaç varken neden 7 ısık?7 ısık huzmesinin anlamı ampulün bağlı olduğu, hatta anahtarı elinde tutanların prensipleri olabilir mi?
Kısaltılmıs parti adı olarak, kendilerine AKP yerine “AK parti” denmesini istemektedirler. Neden “AK”? Sembolleri ampulün, baska örgütlerin sembolleriyle benzerlikleri var mıdır?.
*Kabala’nın simgesi: AMPUL
Kabala (İbranice Qabbala):Kelime anlamı, “alma, kabul etme” olan bir Yahudi mistik öğretisidir.
Yahudilerin gizli sırlar öğretisi olarak bilinen Kabala, son günlerin moda akımı.
Kabalistlerin ’ Isık’ dedikleri sey, Yaradan’ın sonsuz ısığıdır. Kabala’da ‘ısık’, bir
ampulle simgeleniyor."(Güler Kömürcü / AKSAM / 05 Ağustos 2005)
Bu öğretiyi anlatan bir kitabın ismi“Allahın Lambası,Yahudi Işığının Kitabı (The Lamb of God: A Jewish Book of Light) olarak dilimize çevrilmiştir.Kabala’cı NATHAN GAZA (1643-1680)
Sahte Mesih Sebatay Sevi’nin peygamberi olarak meshur oldu. Takipçileri O’nu
“Buzzina Kaddisha” Kutsal Lamba olarak adlandırdılar ve beraberinde Mesih’in Isığını getirdiğine inandılar.Sevi İslam’a döndü. Ancak Nathan, diasporadaki Yahudilere Sebatay’ın müdafii olarak misyoner faaliyeti üstlendi. 
Sabetay Sevi:(1626-1676)
Yahudi dünyası, O’nun söz verilen Mesih ve Tanrı’nın yeniden doğusu olduğuna inandı. 1666 yılında İstanbul’a yerlesmek istedi. Yakalandı ve idamdan kurtulmak için İslam’a döndü.
NATHAN ve takipçileri buna değisik bir yorum getirdiler.Sebatay’ın din değistirmesi, gerçekte, ısığın kaybolan kıvılcımını kurtarmak için“klippotic (yeniden ortaya çıkmak için saklanacağı kabuk)”âleme doğru inisini temsil etmektedir. Anadolu’daki Sebatay inananları Hıristiyan veya Müslüman görünüs altında hâlâ O’na bağlılık ve ibadetlerini gizlice sürdürmektedir.www.kheper.net/topics/Kabbalah/SabbatiZevi.htm

Isık… Neyin Isığı?Tevrat=Lamba=Isık.Kabalistlerin “ısık” dedikleri sey, “Tanrı’nın sonsuz ısığı”dır. Kabala’da Isık bir“ampul”le simgeleniyor.”(Yaman Törüner, Milliyet, 30 Temmuz 2005)

“Avi Ben Mordechai’nin “Tevrat’ın Isığında Yeni Ahiti Anlamak” adlı öğretisinde”On Emirden biri, bir lambadır ve ısığı öğretir.” İbrani dilinde bu söz “Öğreti Tevrat”tır…”Olarak tercüme edilmistir. Bu nedenle Tevrat Isık olarak tanımlanır. Bu tanımlara göre Kitab-ı Mukaddes 119:105 e bakıldığında.“Senin sözün yolumu ve ayaklarımı aydınlatan lambadır” (Yahudi Köklerini Kucaklama, To Embrace Hebrew Roots: Part VIII,www.seekgod.ca/printliteralkab )

*Ak Partinin amblemi:
“Ampulün etrafında 7 ısık huzmesi vardır. Ak Parti, adaleti, kalkınmayı ve aydınlanmayı ülkemizin her bölgesinde tesis etmenin gayreti içindedir. Bunu basarmak için tüm gayret ve imkânlarıyla çalısacaktır.”(Ak Parti Kurum Kimliği Kılavuzu, 2006 “Ak Partinin amblemi” sayfa 7)

*ABD’de bulunan Hürriyet heykelinin asıl adı “Dünya’yı aydınlatan Hürriyet”tir (Liberty Enlightening The World) Heykelin basında taç 7 ısık huzmesinden olusur. (Hürriyet Heykeli Tanıtım Kataloğu)

 - “İlluminate”İtalyanca köklü bir kelimedir. Aydınlanma demektir. Fransızcada ısık
anlamına gelen “la lumiére” kelimesi de aynı kökten gelir. 1776 yılında Almanya’da
kurulan Illuminati örgütünün, içinde her ulustan ve dinden etkili isimlerin bulunduğu
gizli bir mason kardeslik cemiyeti olduğu bilinmektedir."
Yedi Kollu Samdan Masonların önemli simgelerinden birisidir. Geleneksel olarak altından yapılır… Aynı zamanda 1948’de kurulan İsrail’in Devlet Amblemidir.” www.milliyet.com.tr/2001.09.09/guncel/gun01.html
İsrail simgesi Menorah”, Kudüs’teki eski tapınakta kullanılan 7 kollu samdan
ya da lamba tutacağıdır…”(Josephus, The Jewish War, G.A.Williamson, Tanslator, Panguin, 1959 www.stateofisrael.com/emblem/ )


*Menorah Basbakan’ın Yanı Basında
-1 Eylül 2004’te ATV Ana Haber Bültenine konul olan Basbakan Recep Tayyip Erdoğan, Basbakanlık Konutu’nu, ATV’ye açarak canlı yayında gündeme iliskin mesajlar vermisti.
“…ATV’de yayınlanan Ali Kırca-Tayyip Erdoğan sohbetinde ekrana gelen samdan, Basbakan’ın konusmasıyla tezat yaratıyordu.Basbakanlık Konutu’ndaki bu samdan ekrana getirilis açısından Yahudilerin 7 kollu kutsal “Menorah”ı gibi görünüyordu…”(Yurtsan Atakan, Hürriyet, 12 Eylül 2004)
*Yedi Katlı Cesaret Ödülü
Erdoğan, ABD’deki önde gelen Musevi kuruluslarından Anti Defamation League tarafından "İkinci Dünya Savası’nda soykırıma uğratılan Musevileri kurtaran Türk diplomatlara verilen cesaret ödülünü Türkiye adına aldı".Erdoğan: Bu ödülü kabul ederken “vatandaslarım adına nefreti ve zorbalığı mağlup etmeye yönelik çabalarımıza devam etmeyi ve daimi barıs ve
adaletin tohumlarını ekmeyi taahhüt ediyorum.” (Sabah, 10 Haziran 2005)
-Ödül plaket tahtasında 7 adet bakır rölyef dikdörtgen plakanın varlığı dikkat çekmektedir.
* Erdoğan 27 Ocak 2004’te ABD Yahudi Komitesi (AJC)tarafından da ödüllendirildi.

Yeni Dünya Düzeni kurma amaçlı bu örgütün(İlluminati) çıkısındaki 7 temel hedefin içinde, altıncı sıradaki hedefleri: dinlerin ortadan kaldırılmasıdır. Birinci açıklanan amacı:Düzenli hükümetlerin yıkılması…”(Serdar Turgut, Aksam, 1 Eylül 2004)
“Hedef dünyada devletlere karsı bir inançsızlık yaratmak, dinleri birbirine düsürmek, … Ve sonunda da dünyaya yeni bir düzen getirmektir.”(Serdar Turgut, Aksam, 25 Mayıs 2004)
Dünyadaki küresellesmeye bütün samimiyetimle inanıyorum.”(Erdoğan, 22.07.2002, Kanal D)
Türkiye, küresellesmenin markası haline gelecektir.”(Erdoğan, 10.12.2002, ABD)

*Ulus devletlerin yıkılması
“…Resmi ideoloji ırkçı bir kisilik tasıyor, bu yapısıyla da milli bütünlüğü koruması mümkün değildir. Su anda Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yasamakta. Bu 27 etnik grubunda varlıklarının tanınması gerekmektedir.“Türkiye Türklerindir” gibi tezler yanlıstır.Türkiye’nin 70 yıllık tarihi bosa harcanmıs bir zamandır.”(Tayyip Erdoğan, 2. Cumhuriyet Tartısmaları, Metin Sever-Cem Dizdar,1993)

*Medeniyetler İttifakı altında evrensel değerlerin ve tek kültürün hakimiyeti
“…Ulusal Kültürlerin küresellesme içinde varlıklarını korumaları için değisim zorunlu bir dinamiktir. Yani alt değerleri, üst değerler olarak takdim etme yanlısına düsmemeliyiz…”(Tayyip Erdoğan, 20.01.2004,TBMM grup toplantısı)

*Din ve Kültürlerin Ortadan Kaldırılması
“…Helenizm ile Frigya uygarlığı Anadolu’nun tam ortasında vücut buldu.Avrupa ve Paris adlarının Anadolu mitolojisinden geldiği söylenir. Akdeniz kültürünü iste böyle iç içe örebildik. Peki, sonra ne oldu? Ortak değerlerimizi daha ileriye götürüp yaygınlastırmak yerine medeniyetler çatısması tezini ortaya attık.Bu ortak bilinci engelleyen tek sey, tarihten gelen karsılıklı güvensizlik duygusudur. Bu güvensizliği “Din ve Kültür gibi suni bölünmelerle” maalesef hala daha beslemeye devam ediyoruz.”(Tayyip Erdoğan,17 Ekim 2003, İspanya)
"Erdoğan, medeniyetler ittifakının eş baskanıdır.Erdoğan, ülkemiz dâhil 22 İslam ülkesinin haritalarını değistirme ve Ortadoğu’da yeni bir düzen kurma projesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin eş baskanıdır."
*israil’in güvenliği için Lübnan’a asker göndermenin amacı, siyon haritasını çizmeye katkı sağlamak olabilir mi?
*Irak’ta, Kıbrıs’ta, AB’de bu gayri milli politikaların sebebi gizli iliskiler olabilir mi?
*Annan’a Davos’ta Kıbrıs’ı teslim sözü verilmesi; Berlusconi’ye ek protokolü imzalama sözü verilmesi; PKK ile ateskes görüsmeleri bizlere bir seyler anlatmıyor mu?
*Topraklarımızın satılması, Ekonomimizin yabancılastırılması tesadüf olabilir mi?
*Ilımlı İslam ve İslam’da reform tartısmaları tesadüf mü?
*Patrikhaneye neden ekümeniklik sıfatı verilmek istenmekte?
*Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devletinin önünü kimler açmaktadır?

Siyon Protokolleri ve KuklaYönetimler
Siyon Protokollerinin 2.sinde yer alan konulardan birinin baslığı da şudur.
Hizmete elverislilikleri derecesine göre halk arasından seçeceğimiz, kölece itaat etme kapasitesi olan idareciler, ülke idaresine hazırlanmıs kimseler olmayacaktır. Bu efendiler çocukluklarından beri bütün dünya islerini idare noktasından yetistirilmis bilgin ve çok zeki danısmanlarımızın ve uzmanlarımızın ellerinde kolaylıkla birer oyuncak haline geleceklerdir”.(Will Durant-Roger Lambelin, Yahudiliğin Tarihi ve Siyon Liderlerinin Protokolleri, Okumus Adam Yayınları, Eylül 2004)

“…Erdoğan Batı için az bulunur bir ürün. Bu yüzden de onlar için değerli. Batı’nın hiçbir Müslüman lidere söyletemeyeceği seyleri,Erdoğan içinden gelerek söylüyor…”(Fatih Altaylı, Hürriyet,7Subat 2004)
“…Tayyip Erdoğan’ı kullanın, deliğe süpürmeyin…”(Cüneyt Zapsu, Basbakan Danısmanı, ABD)
“…Kimlik değisimi karsısındaki tereddüt, toplumumuzda gözükmemektedir…”(Erdoğan, 24 Ocak 2004, Davos)
“…ABD asker isterse göndeririz…”(Erdoğan, 23 Ekim 2003, CNN Türk)

Not:”Ampul:Yedi Isık, Yedi Sır” başlığından bu noktaya kadar olan paylaşım tamamen derlemedir"

                                         *********************************

"Mustafa Kemal'in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler ikinci ise masonlardı... 
Bir gün eski Adliye Vekili Mahmud Esat Bozkurt'u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi. "Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır" dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt, riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi: "Masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım..." Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: "Arkadaşlar, yarından itibaren Türkiye'de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır..." Salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar tavanları çınlatıyordu…" (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.71–72)

-"Yazdıkça yazasım geldi ama yine de bitmedi.Küçücük bir bölümüde daha sonra paylaşmak için sizlerden anlayış rica ediyorum…"

Gelecek Bölüm:ARMAGEDON:Son savaş.( “Yahudiler zion’a girdiklerinde gökte bir kuyruklu yıldız belirecek.Denizin iki yakasında ordular meydana gelecek…)

7 yorum:

Adsız dedi ki...

eyer akp nin bir oyunuysa bir akpartili olmakdan utanc duyarim insallah deyildir.

Adsız dedi ki...

basbakanim busoylenenlere inanamadim ama insallah bizim yuzumuz kara cikmaz sayenizde

Sedat Özdemir dedi ki...

Zaten bu yazılanlar insanlar inansın diye yazılmadı.Benim yaptığım deniz yıldızı hikayesindeki gibi "bir kişinin düşünmesini sağlarsa bu toplum için fark yaratır"...

Unknown dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Unknown dedi ki...

Hangi partilisiniz veyahut hangi dava erlerinden yanasınız?

Sultanım Sürmeli dedi ki...

Yazılarınız maşAllah... Merakettiğim hangi dava Er'i taraftarı olduğunuz..?😊

Sedat Özdemir dedi ki...

Herhangi bir ideoloji veya siyasi görüş güderek yazmam!Yazılarım genelde internette çok dağınık olan bilgileri bir araya toplamak amacıyla yapılmış derlemelerdir.Yanlızca daha okunur hale getirip konuya hikaye tadı vermeye çalışırım,ilgili resimlerle süsler paylaşırım...
Bu paylaşım da(1.bölümü okursanız anlayacaksınız)dikkatimi çeken bir resmi araştırmamla başlayan bir yazı dizisi haline dönüşen derlemelerimin bir bölümüdür...
Beğendiyseniz mutlu olurum :D