13 Aralık 2009 Pazar

Yılbaşı Hıristiyanlık Geleneği Değildir...

Bir Hıristiyan adeti olarak tanınan ve tüm batı aleminde Hz.İsa'nın doğum günü olarak kutlanan Noel,gerçekte Hıristiyanlığın çok öncesinden,Paganlardan,Romalılar ve Vikingler'den kalmadır.İsa'nın doğum tarihi bellimi?"

Hıristiyanlık daha yokken 24-31 aralık haftası majikal ve astrolojik olarak mevsim-dönümünün karşılanması yeni bir döneme çoşku ve eylenceyle girilerek,geleceğinde böyle olmasının temenni edilmesi anti-çağ geleneği olarak binlerce yıl kutlanmıştır.

Papa 1.Julius 25 Aralık gününü noel,Christmas olarak ilan etmişti.Buna nasıl karar verdiğini bilemiyoruz(muhtemel kafası iyiydi)ama majikal ve astrolojik olarak Hıristiyan Noel gelenekleri antik geleneklerle karıştırılmıştır.

Kuzeysel yani Nordik ve Hıristiyanlık öncesi Roma'nın mevsim dönümü kutlamalarının etkisinde kalmış olmaları mümkündür.Kuzey ülkelerinde (İsveç,Norveç,Danimarka)kış güneş dönümünde (21-22aralık) ökse otları törenlerle kesilir;büyük tanrılar olan Odin ve Thor adına kurbanlar adanır,dev ateşler yakılırdı.Roma'da 17 aralıkda "Saturnalia"festivali kutlanırdı,bu törenlerde asiller ve köleler elbiselerini ve evlerini o gün için

değişirdi.Arkasından gelen"Kalends"gününde evlerin kapılarına çelenkler asılır,kehanetler yapılır,her kez yüzünü siyaha boyar,hayvan derileri giyerler ve sokaklarda dans ederlerdi.Nordik ve Roma kış-dönümü kutlamaları daha sonra Hristiyanlık tarafından benimsenmiş ve incillerin anlatımına dayanarak Hz.İsa'nın doğumu olarak simgelenmiş ve özellikle Pagan kökenli Anglo-Sakson ülkelerinde ilgi görerek Noel'e yada Chrismas' dönüştürülmüştür.Gördüğünüz gibi yeni yıl kutlamalarının dinsel yönü her ne kadar şu anda Hıristiyanlığı anımsatıyorsada,gerçekte insanlığın binlerce yıldır kutladığı kış-dönümü kutlamalarından başka bir şey değildir.

Christmas"denen 25 aralık günü MS 4.yüzyıldan beri İsa'nın doğum günü olarak kutlanmaktadır.İsa'nın adından yola çıkılarak bu güne "Christmas"denmiştir.İsa'nın doğum günü bilinmiyorsada kilise kutlama için 25 aralık'ı seçer,büyük bir olasılıkla başka kutlamaların ayni güne denk gelmesinin önüne geçmek için bugünü seçmişlerdir.Aynı dönemde binlerce yıl öncesinden beri Mitraik güneş doğumu,Aryen Töton Noeli,Galya Drüidlerinin kış gün dönümü kutlamaları yapılıyordu.Noel kutlamaları tüm bu kutlama ve ritüellerden etkilenerek gelenek haline geldi.Işıklandırma,ökse otu,çoban püskülü ve sarmaşık süsleri,noel ağacı,içki içmek,hediye vermek gibi gelenekler aslında İsa öncesinden kalmış geleneklerdir.28 Aralık günü ise,Noel kutlamalarının aksine bir matemdir.

İncillere göre,Kral Herod,kendisini tahtından indirecek olan kurtarıcıyı,Mesih'i yok etmek için yeni doğmuş çocukların öldürülmesini emretmişti(tarih bilseydi bu takdiğin daha önce denendiğini ve işe yaramadığını bilirdi ve ne hikmetse peygamberler hep bu katliamlardan yırtıyo:).İlk dönem kilise kayıtlarında,28 aralık tarihine karar verilmiş ve bu tarihte 144.000 çocuğun öldürüldüğü kabul edilmişti.Oysa bu olayın yaşandığına inanılan Bethlem,çok küçük bir yerdi ve bu kadar çocuğun yaşayabileceği kadar çok nufusun olması mümkün değildi,bazı araştırmacılara göre bu olay şayet yaşanmışsa en fazla 6 ila 20 çocuk öldürülmüştür.(kilise bu inandırıcı olcak ya:)

1 ocak 2009 tarihi Julian takvimine göre,6722.yıldır,bu hesapla 1 ocak 2009,öğle saati ve evrensel zaman hesabına göre MS 4725 yılıdır.Astronomlar bunu 2.452.637 gün olarak hesaplıyorlar.1 ocak günü pek çok ülkede tatildir,31 Aralık günü finans dünyasında da geleneksel olarak bitiş veya hesap günü olarak kullanılır.Geçen yılın sayımları,hesapları yapılır.Bazı ülkelerde,Yeni yıl"Herkesin Doğum Yılı"olarak kabul edilipkutlanır.Hatta bu geleneğe göre 1 Ocakta herkesin yaşına bir yaş daha eklenir,buda çok eski bir gelenektir.

Anglo-Sakson ülkelerde yeni yıl kutlamaları ve gelenekleri 1751 yılında başlatılmıştır.Aslında daha öncelerde,Yeni yıl mevsim dönümüne göre 25 Mart'ta başlatılır ve kutlanırdı.Sonuç olarak,dünyanın güneşin etrafında bir dönüşü bitirip,yeni bir dönüşe başlaması yeni yılın başlangıcıdır.Gezegenimiz,bir dönüşte 583.416.000 mili aşar ve bir tur için 365.2422 gün geçer.Tüm bunlar birer insani hesaptır çünkü Dünyanın dönüşüne ilk defa hangi gün başladığı bilinemediği için,gerçek zamanı saptamak mümkün değildir.Yeni yıl ve bir peygamberin doğumu gibi referanslar yaratılarak,imajinatif bir tarih oluşturulmuştur...
Not:Şimdiden Yeni Yılınız Kutlu Olsun...

Bir Varoluş Masalı(Uzay Operası)


Sonsuz evrenin derinliklerinde bir yerde zamanın bir yerinde galaksiler arasında dolaşabilen olağan üstü canlılar yaşıyordu.Akıl ötesi bir uygarlığa sahip olan bu canlılar,fiziksel yapılarını yenileyebiliyor,kendilerine benzer androitler üretebiliyor,şimşek benzeri ışınlarla istediklerini yok edebiliyorlardı.Ölümsüz sayılırlardı,moleküler transformasyonla bir anda her yerde olabiliyorlar;hologramlarla istedikleri şekilde görünebiliyorlardı.Zaman zaman rastladıkları yıldızların gezegenlerinde yaşayan canlılar varsa,onları yönlendiriyor,yönetiyor veya özgün nedenlerle yok ediyorlardı.Kendi aralarındaki iktidar kavgası süregelen bir olaydı;liderleri Gaia ve Uranüs’tü,12 kişilik Titanlar adlı bir meclisle beraber yönetimi ellerinde tutuyorlardı.

Zaman içinde iki liderin arası açılmaya başlamıştı.Uranüs gittikçe güçleniyor,dengeyi bozuyordu,amacı yönetimi tek başına sürdürmekti.Gaia’nın çevresindeki herkesi tutukluyor,karanlık ve çok uzak yıldızlara hapsediyordu ve sonra Titanlar meclisinin tüm üyelerini de tutuklayarak hapsetti.Bunun üzerine Gaia,silahsız ve güçsüz Titanları kurtarıp Uranüs’ü devirmeyi planladı,onlara gizlice ulaşıp silah ve araç verdi,meclisin başına Kronos adlı üye geçti.Hapsedildikleri yerden kurtulan Titanlar ve taraftarları Gaia’nın da politik desteği ile harekete geçtiler;müthiş bir yıldızlar savaşı yaşandı,Kiklops’lar ve Centimane’ler adlı iki politik güçte onu destekliyordu ve sonunda Kronos kazandı ve Uranüs yok edildi.Gaia ve Titan meclisi onu lider seçtiler,artık gittikçe büyüyor ve sayısız yıldızlara ulaşıyorlardı ve artık güç Kronos ve siyasi destekçisi Rea idi.Rea 6 üyeden oluşan politik bir gurubun lideriydi.Ancak Kronos geçmişi unutmuyor ve iktidar korkusuyla,çevresinde oluşan güç odaklarını istemiyordu.Onları birer,birer uzak yıldızlara yolladı.Rea yalnız kalınca kendi taraftarı olan askeri liderlerden Zeus’un robot bir kopyasını yaptırarak,robotu uzağa yolladı ve Zeus’u özel bir gezegene sakladı.Orada iktidara karşı guruplarla örgütlenme çalışmalarını geliştiren Zeus,yeterince güçlenince Kronos’a karşı olan siyasi ve askeri güçleri toplayarak hükümeti devirdi ve başa geçti.Kronos sonsuz uzaklıktaki bir yıldıza sonsuza kadar hapsedildi.Ama iş bununla bitmiyordu,Titanlar meclisi hala çok güçlüydü,toplanarak tüm güçleriyle bu yeni diktatöre saldırdılar.Korkunç bir savaş daha başladı,yok edici dev ışınlar dağları eritti,denizleri buharlaştırdı.Savaş çok uzun sürdü ama sonunda Zeus’un orduları savaşı kazandılar.Titan’lar birer birer tutuklanarak Tantaros adlı gezegene hapsedildiler.Bu gezegenden çıkmak hemen hemen imkansızdı.Zeus kalan tüm Kronos taraftarlarınıda yok ederek,tüm gücü eline geçirdi ve Titan meclisi’nin yerine Olimpos meclisini kurdu.

Uzun zaman sonra,Titan meclisi üyelerinden birinin oğlu olan ve yeni iktidara bağlılığını bildirerek zarar görmeyen ve hatta Olimpos’un danışmanlığına getirilen mühendis Prometheus,babasının öcünü almak niyetindeydi.

Zeus’un başına dert açmak için yeni bir canlı türü yarattı ama bunlar yeterince güçlü değildiler,asi Prometheus bu kez sadece Olimpos’un kontrolunda olan gücü çalarak,bu yeni canlılara verdi.Artık kendilerine İnsan diyen bu canlılar,gelişiyor ve yayılıyorlardı.Üstelik Prometheus’un ve eski Titan düşüncelerinin etkisinde kalarak Zeus ve Olimpos meclisi’ne karşı çıkmaya başlamışlardı.Yönetim durumu fark ederek ,Prometheus’u tutukladı ve cezalandırdı.Ama insanlar gittikçe çoğalıyordu ve ciddi sorunlara neden olmaya başlamışlardı,düzen bozuluyor,doğa tüketiliyor,yönetimin kararları çiğneniyordu.Zeus meclisi topladı ve alınan kararla insanların yaşadığı yerlerin iklimleri değiştirilerek yok edildiler.Ama kurtulanlar vardı,Prometheus taraftarları ve casusları meclisin kararını öğrenerek bir çok insanı kaçırıp kurtardılar.İnsanlar yeniden çoğalmaya başladılar,bu arada Zeus ve Olimpos meclisi yönettikleri her yerden insanları yok ettikleri için sert tepkiler alıyorlardı ve artık yapacakları başka şey yoktu.İnsanlar yine çoğalarak her yere yayıldılar.Ve Olimpos bir kez daha toplanarak,insanları galaksinin dış kıyısında bulunan küçük bir Güneş’in üçüncü gezegenine toplama kararını aldı.

Şimdi İnsanlar orada yaşıyorlar,tüm geçmişlerini geçen onbin yıllar sonrasında unuttular,kuşaktan kuşağa geçen anılar,efsanelere dönüştü.Gezegene ilk gelenlerin geçmişi hatırlayarak yaptıkları anıtlar ve anlatılar masallarla bütünleşerek,tüm insan ırklarında farklı değişimlere uğradı.Bu gün artık kimse Zeus’u,Olimpos Meclisi’ni ve dev yıldız savaşlarını hatırlamıyor,akıl ötesi bir mucize olarak hatırlanıyor.Ya onlar ne yapıyorlar?Kim bilir,beklide Olimpos Meclisi ve bir görevli insanları izliyor ve yaptıklarını değerlendirip Zeus’a raporlar sunuyor.Şimdilik Olimpos için bir tehlike yok ama ya gelecekte?Kendilerini ve yaşadıkları biricik yeri yok etmekte uzmanlaşan insanlar,Dünya dışınıda tehdit etmeye başlarsa Olimpos Meclisi bir kez daha toplanarak,kendi yarattıkları bu kusurlu canlıları bir kez daha durduracaklar mı?Çünkü,çok uzakta da olsa Prometheus’un veya insanların taktığı isimle ışığı yani enerjiyi getiren Lucifer’in etkileri hala sürüyor ve hatta gittikçe artıyor.


(Artık insanların tanrılardan korkmalarına gerek yok.Tanrılar bizden korksun…)

Türk UFO Fenomeni-mi?

Arkadaşlar sizlerle bir şey paylaşmak istiyorum ...
Ben yorum yapmıyacağım ...

Feydamid Projesi:
1970'li yıllarda yazılı ve görsel basın Fevzi Yertut isminde bir fizikçi bilim adamının Feydamid( "Fevzi Yertut Danser Midan" baş harfleridir. Fevzi Yertut, ya ya da sistem adı uçak fizikçi bilim adamı, Danser, üretilecek "Dansçı" uçak, Midan, taşıyıcı büyük.)adlı bir sonuçlanmış projesinden bahseden haberlerle sarsıldı ...
Kendilerine"Feydamid Uzay Uçuş Projesi Genel Merkezi"adını veren bir kuruluş yaptığı basın açıklamasında şu bilgilere yer verdi;"Yeni buluşumuzla, bugün Türkiye, uzay yarışında dünya devletlerinden çok ileriye geçmiş durumdadır." diye konusmus şunları söylemiştir: "Buluşumuzun esası, uzaydaki cisimler arasıdaki enerji alış-veriş teorisidir. Bu buluşumuz sayesinde vatandaşlarımız Pazar tatillerini artık Ay'da geçirebileceklerdir. Gerçekleştirdiğimiz sistemde "Midan" adını Verdiğimiz uçan daire biçimindeki araç, atmosferde saatte 40bin, Uzayda 200 bin kilometre hız yapabilecektir. Bu araçta Balem adını Verdiğimiz motor, ne nükleer enerjiyle, ne de benzinle çalışmaktadır. Bu motorda sadece hareketli elektron enerjisinden faydalanılmaktadır. Genel merkezimizin geliştirdiği "Feydamid" sisteminde, grubumuzdan başkaları tarafından bilinmeyen bir fizik kanunundan faydalanılmaktadır. Bulduğumuz bu yeni kanuna "Dörden olayı" adını veriyoruz. Yeni geliştirdiğimiz Midan aracı bağımsız hareket eder, yerden kumandayı gerktirmez ve bu aracı bir veya birkaç kişi kullanabilir. Ayrıca hava limanı istemez, evin önüne park edilebilir. Aracın bu modeli yapılmış, deneyde başarılı olunmuştur. "...

Faydamid Projesi üç ayrı Projeyi kapsar:
1 -- Fantastik Proje (şuanda açıklanmıyor)
2 -- Midan (Danser) uçağı: Kanada gerek yoktur. Atmosferde ve Uzayda hareket edebilir veya durur! .. (şimdilik ancak mikro deney yapılabilir.) Enerji gereklidir.
3 -- Balem Motoru: Dünya gibi dönebilir. Çünkü dünya kendi kendine enerjisiz dönemez. Bundan dolayı bu motora (Dünyayı döndüren motor "adı verilmiştir. Binlerce sene dönebilir ve iş verir. Fezi Yertut'un elinde dünyayı döndüren motorun geleceğini bildiren 1,400 yıllık belge olduğu ve ileride açıklanacağı iddia edilmiştir) ...
Gazeteci A. Cevat UĞRAŞ'ın (ANKARA (Anayurt)) Röpörtajında:

-- Makina Mühendisi M. Fevzi Yertut 50 çalışmaları ve yaptığı çeşitli deneyler neticesinde icat ettiği basit bir aletle statik enerjiden yıllık yaklaşık (manyetik alandan) Kinetik enerji çıkarabildiğini ifade etti. M. Fevzi Yertut, En az 100 "Yaptığım basit alet yıl boyunca dışarı Kinetik enerji verir" diyerek dünyada bunu inkar edecek ilim adamının olmadıgını iddia etti. "Yertut, "Dünyayı Döndüren Motor" adını verdiği buluşu hakkında gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Dünya Batı Fizik Kitaplarının manyetik alanın büyük bir enerji olduğunu kabul ettiğini belirten Yertut, bu enerjiye statik enerji dendiğini söyleyerek, Kinetik enerjiye dönüştürülemeyeceğini ifade ettiklerini belirtiyor. M. Fevzi Yertut, "Dünyayı Döndüren Motor" ile ilgili olarak, "Elimizde çok büyük bir güç kaynağı bulunmakta. 'Manyetik Alan' enerji doludur. Ömrü yaklaşık 150 yıldır. Takviye edildiğinde de milyonlarca yıl enerjisi kaybolmaz" diyor. Yertut, Feydamid Projesi altında bu enerjiden Kinetik enerji çıkarmayı başardıklarını ifade ederek basit bir aletle bunu ispat edebileceğini belirterek "Böylece pétrole ve doğalgaza ihtiyaç kalmayacak" dedi. "Dünyayı döndüren motor" dememizin nedeni "dünyanın etrafında da manyetik alan var. Onlar sayesinde dünya döner" diyen Yertut, "Yaptığımız basit alet geliştirilirse pétrole ve doğalgaza talep azalır. Bu enerjide nükleer enerjide olduğu gibi Zehirli Atıklar yoktur." diye konuştu. Bu buluşu elde eden,gerçekleştiren ülkenin zengin olabileceğini ve issizliğin de azalacağını ifade etti. M. Fevzi Yertut bu enerji sayesinde gelişmiş ülkelerin ordinaryüs ilim adamlarına, "KANATSIZ uçak yapabilir misiniz? - Jetlerden 5-10 kat daha hızlı giden KANATSIZ uçak yapabilir misiniz? - Bu KANATSIZ uçak hem atmosferde hem de Uzayda gidebilecektir." diyerek; "Bu buluşu Türkiye kaybederse büyük kayıp olur. Türkiye'ye yazık olur" diye konuştu ..
Sözü edilen buluşa dair çok sonradan alınmış bir lisans
NOT: 1970'li yılların ikinci yarısıydı Hatırladığım kadariyla, TERCÜMAN Gazetesi- İstanbul. Halen elimde sakladığım orijinal haber kupüründe, haber yazısının üzerinde 6 kişilik bir grubun fotoğrafıyla birlikte iliştirilmiş, söz konusu aletin bir çizim poster de görülebilmektedir. Yine Hatırladığım kadariyla, daha sonraki bir iki yıl içinde ya Son Posta ya da Son Havadis gazetesiydi. Bu konuya bir yazı dizisinde değinmiş ve özellikle yakınımızdaki bir Ülkenin, dünya devi partneriyle birlikte söz konusu grup ve çalışmalarıyla çok yakından ilgilenip, hatta ele geçirmek için operasyon bile yapmış olabileceğini Kayda düşmüştü!)

Şahap Ayhan tarafından çizilen Tengiz Han çizgiroman serisinin bir macerasında, Tengiz Han, zamanda yolculuk ederek 1,970'ler Türkiye'sine gelir ve Feydamid'in tasarımcısı olan Türk bilimadamına yardımcı olur. Sovyetler ve ABD'nin Feydamid'in planlarını çalmasını önler. Türkiye uçandaire şeklinde bir Feydamid üretir. Araç birkaç saniyede uzaya çıkabilmekte veya Ülkenin bir başından diğerine seyahat edebilmektedir ...

Böyle bir konuyu sizlerle paylaşmaktaki amacım bilim-kurgu veya kurgu-bilim merakım değildir.Zaman zaman "Türk bilim adamından müthiş BULUŞ"diye sunulan çoğu zaman fos çıkan haberler yapılmıştır.Böyle bir buluşun gerçek olduğunu hayal etmek bile bana inanılmaz keyif veriyor.M.Fevzi Yertut basını oldukça uzun bir zaman meşgul ettikten sonra esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş ve hakkında pek çok bilim adamının olduğu gibi A.B.D.tarafından sahiplenilerek himayeye alındığı, hala orada projelerini yürüttüğüne dair efsaneler anlatılmaktadır ...

"1931 doğumlu olan M. Fevzi Yertut 1956 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği'nden mezun oldu. Köy Hizmetleri Hatay İl Müdürlüğü, Diyarbakır Bölge Müdürlüğü görevlerinde bulundu.Bu bilim insanına dair yaptığım Kişisel araştırmalarım maalesef bir sonuç vermemiştir.Bilgi edindirme kanunu çerçevesinde baş vurduğum İç İşleri Bakanlığı'ndanda her hangi bir sonuç alabilmiş değilim ...
Şaka değil.

4 Aralık 2009 Cuma

SİYONİZM-DİN'LERDE KIYAMET VE MARDUK(Nubiru) 2012

ARMAGEDON
“Armagedon” Tevrat kaynaklı değil İncil kaynaklı bir kelimedir ve Bilindiği anlamda Kıyamet değil düzenin ve çağın sonu demektir.Bu yazıya bu kelimeyle başlama nedenim “dinler arası ittifaka dikkat çekmektir(Hristiyan ve Yahudi).Yazının önceki bölümlerinde belirttiğim gibi Hz.İsa’nın her iki din için büyük önemi vardır.İsa Hristiyan dininin kurucusu olmakla birlikte bir “Yahudidir”…
1985 Ağustosunda İsviçre’nin Basel şehrinde Hıristiyanlar tarafından düzenlenen bir kongre yapıldı.1897 yılında ayni yerde, Yahudiler tarafından düzenlenen ilk siyonist kongrenin yapıldığı salonda, bu kez ikinci bir Siyonist kongre düzenlenmekteydi. Çok büyük katılımla gerçekleştirilen bu kongreye, 27 ayrı ülkeden 589 delege katıldı. Ancak bu kongrenin, Theodor Herzl’in düzenlediği ilk Siyonist Kongre’den önemli bir farkı vardı. İlk Siyonist Kongreye katılanların tümü Yahudi’ydi; oysa bu kongreye katılanların çoğu Hıristiyan’dı. Çok az Yahudi vardı. Çünkü bu kongre "I. Hıristiyan Siyonist Kongresi"idi, Kudüs Uluslararası Hıristiyan Elçiliği tarafından düzenlenmişti ve katılımcıların da büyük bölümü Hıristiyan’dı. Üç gün süren kongrenin sonucunda önemli bir çok karar alındı. Bunlar arasında;Tüm dünya Yahudilerinin vaat edilmiş topraklara kavuşmasına yardım ve teşvik etmek. İsrail’in 1967′de işgal etmiş olduğu Batı Şeria’yi resmen ilhak etmesi talebi yer alıyordu. Kısacası, Hıristiyan Siyonistler, Filistin’de kurulan Yahudi Devleti’nin “Vaat edilmiş Topraklara” bir an önce sahip olmasını hızlandırmak istiyorlardı. Bir ara dinleyici sıralarında oturan ilimli bir İsrailli, ayağa kalkarak son cümledeki ifadenin biraz yumuşatılmasın da yarar olabileceğini, çünkü İsrail halkının da yaklaşık üçte ikisinin Batı Şeria’nin ilhakına karşı olduğunu söyledi. Bunun üzerine öfkelenen Uluslararası Hıristiyan Elçiliği temsilcisi Van der Hoeven, söyle bağırdı:“"İsraillilerin ne düşündüğü umurumuzda değil; biz Tanrı’nın ne söylediğine bakarız. Ve Tanrı, o toprakların Yahudilerin malı olduğunu söylüyor.”

İnsanı hayrete düşürecek bu anlayışın temeli neydi? 1600′lü yıllara kadar Yahudilerin Vaat Edilmiş Toprakları olduğunu hiç düşünmeyen, yalnızca Mesih’in ikinci kez yeryüzüne döneceğini bekleyen ve Yahudilerden nefret eden bu insanlara ne olmuştu? Evanjelikler bu derece Yahudi perest olmuşlardı ama. Acaba Yahudiler kendi ütopik dünyalarını kurduklarında Hıristiyanlar için ne düşünmektedirler. Bu konu için, son derece önemli bir kaynaktan, Yahudi Prof. Michael Higger’in “Yahudi Ütopyası” isimli eserinden okuyalım:

İsrail Tanrı’nın kesin birliğinin canlı bir şahidi olacak. Son olarak ideal çağda Tanrı’nın iki veya daha fazla olacağına ya da onun bir insan olacağına inanan hiç kimse kalmayacak. İdeal dünyada sadece Tanrı’ya inanan insanlar kalacak"“Sonuncu Dünya Düzeni” yazarı Robert H. Williams bunu eserinin 64. sayfasında “Bu Hıristiyanlar tarafından geleneksel olarak kabul gören ‘ÜÇLEME’ kavramına atılmış bir tokat” değerlendirmesini yapmaktadır...
Mesih için, verilen geliş tarihleri tutmasa da, bu tekrar geri geliş vaadi, Mesih beklentisi ve Armagedon Savaşı’nın temelini teşkil etmektedir. Armagedon da savaş söylentileri ise İncil’in en son bölümü olan Yuhanna’nın Vahyi ya da Esinlemesi bölümünde geçer:
“14 Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.Denizin iki yakasında ordular meydana gelecek."
15 “İşte hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!”
Bundan sonra araya büyük bir deprem ve büyük fahişe Babil’in yıkılışı kehanetleri girer. Daha sonra Vahiy 19:11-21 bölümlerinde, gökten beyaz bir at üzerinde Kralların Kralı olan MESİH ve onunla beraber yine beyaz atlar üzerine binmiş gök orduları yeryüzüne inip; canavarla beraber olan kralların ordularını mağlup ediyorlar. Devamında da bir melek şeytanı bin yıl için bir yere hapsediyor.
Arkasından şeytana tapmamış İsa’ya tanıklık etmiş ve Tanrı sözüne uymuş imanlılar dirilip; Mesihle beraber bin yıl egemenlik süreceğinden bahseder:

1 Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı."
2 "Melek ejderhayı -İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı- yakalayıp bin yıl için bağladı".
3 "Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor."
4 "Bazı tahtlar ve bunlara oturanları gördüm. Onlara yargılama yetkisi verilmişti. İsa’ya tanıklık ve Tanrı’nın sözü uğruna başı kesilenlerin canlarını da gördüm. Bunlar, canavara ve heykeline tapmamış, alınlarına ve ellerine onun işaretini almamış olanlardı. Hepsi dirilip Mesih’le birlikte bin yıl egemenlik sürdüler.” (Vahiy-20)

*İşte “Armagedon”un bir savaş olduğunu,bu savaşın insanlığın sonu olmayacağını(en azından bin yıl daha sürecek) ve olayların başlangıcının “göksel”olacağını buradan görebiliriz...

“6 “Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim” diyor RAB,
7 “Düşkünü yaşatacak, Uzaklara sürülenleri güçlü bir ulus yapacağım. Onları Siyon Dağı’nda bugünden sonsuza dek ben yöneteceğim.”
8 "Ve sen, sürünün gözcü kulesi olan ey Siyon Kenti’nin doruğu, Eski egemenliğine kavuşacaksın. Ey Yeruşalim, krallığını yeniden elde edeceksin.” (Mika-4)

Benzer ifadeler Hezekiel-11:16-17, Yeşeya-11:12′de,Yeremya-23:5-6, 27:12′de, Daniel-7:13-14′te, Zekeriya-8:7-9′da da geçmektedir. İncillerde gelmesi beklenen kurtarıcı tek bir Mesih vardır ve bunun da Hz. İsa olduğu kesindir. "Ama Tevrat’ta beklenen kurtarıcı Mesihler, hep sürgündeki Yahudileri Filistin’e, Vaad Edilen Topraklara toplayıp, Kudüs merkezli bir YAHUDİ DEVLETİ kuracaktır". Ayrıca Tevrat’taki beklenen Mesih, ölen bir önemli liderin ikinci defa dünyaya gelişi şeklinde bir bekleyiş değildir." Tevrat’ta ki beklenen Mesih yeni doğacak bir önderdir". "Ayrıca Tevrat, tek bir zamanda gelecek, tek bir Mesih’ten de bahsetmez. "Tevrat’ta bahsedilen Mesihler Yahudilerin Asur ve özellikle Babil istilalarıyla uğradıkları yıkım ve sürgün dönemlerindeki beklenen kurtarıcılardır (veya krallar)." Aslında Tevrat’taki beklenen Mesih tanımlarına iyi baktığımızda, bu kehanetlerin aslının, büyük istilaların esaretinde kalan Yahudilerin yüreğinde kurtuluş umudu oluşturup, teselli etme amaçlı olduğu görülür. Asur ve Babil istilaları dönemlerinde hep bir kurtarıcı Mesih-kral beklentisiyle, Yahudilere mücadele ruhu aşılamaya çalışan peygamberler Yeşaya, Mika, Daniel, Hezekiyel, Zekerya hep bu dönemlerde yaşamıştır. İncil’lerdeki zamanın sonu (kıyamet), mesih’in gelişi ve Armagedon kehanetleriyle ilgili en önemli kehanetler aslında Tevrat’ta ki Daniel kitabında olanlardır:"
13 “Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm. Eskiden beri var Olan’ın yanına doğru ilerledi, O’nun önüne getirildi."
14" Ona egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.” (Daniel-7)
*Daniel peygamberin kitabında, zamanın sonu ve Mesih’in gelmesiyle ilgili örtülü kehanetlerle olay iyice gizemli bir hal almıştır:
22 “Daniel, sana anlayış vermek için geldim” diye açıkladı,
23 “Sen Tanrı’ya yalvarmaya başlar başlamaz, duan yanıtlandı; bunu bildirmeye geldim. Çünkü sen çok sevilen birisin. Bu nedenle sözün anlamını kavra ve görümü anla:"
24 “Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır."
25 “Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, Meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak."
26 "Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı."
27 "Gelecek önder bir çoklarıyla ir haftalık sağlam bir antlaşma yapacak. Haftanın yarısı geçince, kurbanı da sunuyu da kaldıracak. Kararlaştırılan yıkım başına gelinceye dek yok edici önder tapınağın üst bölümüne yıkıcı iğrenç şeyler yerleştirecek.”(Daniel-9)

*İşte günümüzde Armagedon Kehanetleri, Daniel’in bu şifreli sözleri ile, İncilde ki son kitap olan Vahiy Kitabı’nda yazılanlar üzerine bina edilmiştir. Yahudi ve Hıristiyan Kutsal Kitapları’nda temellerini topluca gördüğümüz mesih beklentisi ifadelerini yorumlayan Evanjeliklere göre, Tanrı’nın biri Evanjelik Hıristiyanlar için, diğeri de Yahudiler için iki planı vardır. Tanrı’nın MESİH PLANI denilen bu plan, Evanjelikler için uhrevi, Yahudiler için dünyevidir. Diğer inançta olanlar Mesihe inanmadıklarından, Tanrı katında bir önemi yoktur. Tanrı’nın Yahudiler için dünyevi planında, Vaat Edilmiş Topraklara tekrar toplanıp, Büyük İsrail Devleti’ni kurup dünyaya hakim olmalarıdır. "Evanjeliklere göre Tevrat’ta bu Yahudiler için Tanrı’nın vaadidir ve Mesih’in tekrar geri gelmesi için bir an önce gerçekleşmesi gereken bir kehanettir". Bunun sonunda da Tanrı, Evanjelik Hıristiyanlara Mesih’le beraber yaşayacakları uhrevi cenneti verecektir. "Evanjelist Hıristiyanlar’ın Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır". Mesih geldiğinde Yahudiler ve Evanjelikler bir yanda, bunların haricindeki diğerleri ise bir yanda olacak ve iki taraf arasında büyük bir savaş, yani “Armageddon Savaşı” yaşanacak ve "Hz.İsa önderliğindeki Yahudiler ve Evanjelikler savaşı kazanarak dünya egemenliğine ulaşacaklardır". Evanjelist Hıristiyanlar’ın Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır.
Kıyamet Gökten Gelecek
"Kutsal kitaplar Kuran, İncil ve Tevrat, kıyamet anı için tek adres gösteriyor: Gökyüzü... Kuran'a göre gök yarılacak, İncil'e göre Ay kızaracak. Tevrat'ta da dünyadaki dengelerin değişeceği yazıyor."
*Semavi olsun olmasın tüm dinlerin ortak noktasıdır 'Kıyamet Günü'. Ve tüm dinlerde, kıyamet alametlerine dair farklı ipuçlarına rastlamak mümkün Üç büyük dinin kitapları; Kuran, Tevrat ve İncil'de, kıyamete ilişkin farklı senaryolar çizilse de hepsinde kıyamet günü için tek bir adres var: Gökyüzü!...

"Burada kıyametle ilgili dinlerin öne sürdüğü senaryolara girmeyeceğim.İsteyen dini kaynaklardan bunları rahatça bulabilir.Kıyametten önce olacaklara dair kehanetlerin(Dini)en önemlisi Yahudilerin vaat edilmiş topraklara dönmesini ön görüyor.Yazımdada paylaştığım gibi bu dönüş planı çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşecek."

*Evanjelikler Yahudiler için yeni bir vatan arasınlar dursunlar bakalım. Resmi İncillerde bu inancın aslı nedir? Mesih’in gelişinden önce Yahudilerin Vaat Edilmiş Topraklara dönüşü yok muydu? Ya da vardı da 1600 yıllarına kadar Hıristiyan alemi bu gerçekleri görememişler miydi? Netliği karmaşıkta olsa, Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne gelişiyle ilgili İncil’lerde bulunan ifadeleri inceledik. Her ne kadar Hz. İsa’nın İncillerde ne zaman döneceği ile ilgili verilen tarihler birbirini tutmasa da, Hz. İsa’nın tekrar geri döneceği İncillerde bulunmaktadır. Bu gelişin detaylı olarak anlatımı Sinoptik İnciller olarak isimlendirilen ilk üç İncil’de bulunur:"

“3 İsa, Zeytin Dağı’nda otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. “Söyle bize” dediler, “Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?”
7 "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak"
15-16 “Peygamber Daniel’in sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyi kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman -okuyan anlasın- Yahudiye’de bulunanlar dağlara kaçsın"
21 "Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır."
24" Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar."
29 “O günlerin sıkıntısından hemen sonra, ‘Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, Göksel güçler sarsılacak."
30 “O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.”
36 “O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez.” (Matta-24)
*Matta İncilinde bu açıklamaların devamında, bu geri dönüşün ardından “Bütün ulusları yargılayacağı” yazılıdır. Bu açıklamalara ilaveten Luka İncilinde Kudüs ve tapınağın yıkılıp, Yahudilerin sürgün edileceği de yazılıdır:
“20 “Yeruşalim’in ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki, kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır."
24 "Kılıçtan geçirilecek, tutsak olarak bütün uluslar arasına sürülecekler. Yeruşalim, öteki ulusların dönemleri tamamlanıncaya dek onların ayakları altında çiğnenecektir."
32" Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan, bu kuşak ortadan kalkmayacak.“ (Luka-21)

*Tabi İncil’de ilk yazılan metinler olan Pavlus’un Mektupları’nda da önemli bir ayrıntıyı tekrar hatırlayalım:

“16 Rab’bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek."
17 "Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız.” ( 1.Selanikliler-4)
2012 -Marduk
*Marduk (Akadça'daki Sümerce yazılışı AMAR.UTU (güneşsel dana), Tevrat'ta Merodach), antik Mezopotamya'daki geç dönem tanrılarından birinin adı. Babil şehrinin baş tanrısıydı; Hammurabi zamanında Babil, Fırat vadisinin politik merkezi olduğunda, Babil panteonunun başı olarak Marduk'a tapınılmaya başlanmıştır. Babil yaratılış destanı olan Enûma Eliş'te tanrıların en büyüğü ilan edilmiştir.Lakabı “Büyük Efendi, dünyanın ve cennetin efendisi” idi. Gücünün, her zaman fakir insanlara yardım etme ve kötüleri cezalandırmada kullandığı bilgeliğinde saklı olduğuna inanılırdı.Mardok olarak da okunabilir. Bereket tanrısıdır ve sembolu mer-doğ (bağ belidir) ileriki tarihlerde bu mazda olarak değişecektir.Bu tanrıya inanalardan biride Mardailar yani Mardinlilerdir (Merd-inliler). Daha sonra (r fonetiğinin düşmesi ile) Medlere dönüşmüş olma ihtimali vardır.

Mezopotamya dininde Babil'in büyük koruyucu tanrısıdır.Bu özelliğiyle sonunda Bel'le özdeşleştirilmiştir. Eskiçağ çok tanrılıcığında Marduk özel bir yeri olan en büyük tanrılardan biridir. İlkin tarım tanrısıydı, sonra M.Ö. 20. yüzyılda kral Hamurabi tarafından en yüce tanrı derecesine yükseltildi, daha sonra M.Ö. 16. yüzyılda kral Buhtunnasr (Nabuhodonosor) tarafından tek tanrı sayıldı.

*“Bu açıdan bakınca Marduk tek tanrıların ilkidir,” Mısır'lı IV. Amenotep'in tek tanrısı Aton (M.Ö. 12. yüzyıl) ve Musa'nın tektanrısı Yehova (M.Ö. 12. yüzyıl) tarihsel süreçte onu izlemektedirler.Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişimdir. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de gözardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi'ne çevrilişinde MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir.
* Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu? Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey.
* Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.
* Şifre nasıl çözüldü? Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. "Çünkü Mayalar'ın yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... "Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı"nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!.. "Tabletlerdeki Maya takvimi tufanların yaşandığı 4 çağdan sonra sonu yine tufanla bitecek 5'inci çağın 21'inci yüzyılda başladığına işaret ediyor.
Marduk ve Kıyamet ilişkisi:
*"Tevrat şifreleri üzerine araştırmalar yapan bilim adamlarının ve sözde bilim adamlarının hem fikir oldukları bir nokta vardır.Kıyamet 21.yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleşecektir.Tevrat bu tarihi 2010-2018 olarak vermektedir ve Yahudilerin “Zion”a dönmelerinin hemen ertesinde bir kuyruklu yıldızın görülmesiyle yeni dünya düzeninin başlayacağını ve bu düzende Yahudiler(efendiler)ve Goyim(hizmetçiler)den başka kimsenin olmayacağını söyler(Matrix filmlerinde, gercek insanlarin yaşadığı sehrin ismi de Zion'du,kelime anlamı eski Ibranice'de,sığınılan yer demektir)"
*"Yazının önceki bölümlerinde Yahudilerin Siyonizm eliyle “vaat edilmiş topraklara”dönmek için yaptıklarına ve planlarına değindik.Vadedilmiş topraklara dönüş gerçekleştiğinde “16 Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar.”” Gökte bir kuyruklu yıldız belirecekve denizin iki yakasında ordular meydana gelecek. (Vahiy-16)”(Burada bahsi geçen Zion’un Kudüs’deki bir dağın ismi olduğunu aynı zamanda Arz-ı Mevud sınırlarını belirlediğinden,arz-ı mevud’unda Fırat ve Dicle yide içine alan topraklar olduğundan bahsetmiştik.Yani Doğu ve Güney doğu Anadolu)Arz-ı Mevud sınırlarına Yahudilerin dönüş operasyonu neredeyse tamamlanmıştır gerçeğinden hareketle(Kürdistan).Bir kuyruklu yıldız geçişine kadar daha zaman kalmıştır…"
*"Tevrat’ta bulunan şifrelerin 2010-2018 arasında bir tarihe işaret ettiğini söyleyen bilim insanlarına katılalım.Bu teze Maya’ların takviminin bitiş tarihini ekleyip ortalama bir tahminle Marduk geçişinin dünya düzeninin sonu olacağı saptamasını rahatça yapabiliriz…"

“Marduk, 36 milyar km. uzaklıkta olup, 3661 yılda bir dönerek dünyaya yakın geçiş yaptığı iddia edilen gaz gezegen. İsmini Babil tanrılarının kralı Marduk'tan alır.Son yörünge geçişini, MÖ 1649'da yaptığı iddia edilen Marduk, bir mite göre Thera yanardağının patlamasını da içeren bir dizi doğal âfete neden olmuş, Mısır’dan Çıkış mitlerine esin kaynağı oluşturmuş, yakın doğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde siyasi ve sosyal dengeleri altüst etmiştir”(Vikipedi).

SEDAT’ca…
***Evet arkadaşlar:Paranoyalarımın belirli bir düzeni takip edip olayı Marduk’a,Maya’lara ve Armagedon’a nasıl getirdiğine şahit oldunuz.Şimdi bekleyip görelim bu Dini,Kronolojik sıralamaya göre gerçekleşmesi gerekenleri.Kürt devleti kurulur mu?Siyonist’ler Arz-ı Mevud sınırlarına dönerler mi,Marduk gelip dünya düzenini bozar yeni bir çağa ön ayak olurmu bilemem.Neyse zaten boş verin.Dediğim gibi benim paranoyalarım olarak kabul edin.Önümüzde yaşanacak daha”3 yıl”var.Sonrasını kimse bilemez.Gönlünüzce yaşayın ve mutlu olun.Sevgilerimle…"

Not:Merak edenler yazının devamındaki “NASA”nın bu konudaki açıklamalarını okuyabilirler…

"Üçüncü Dünya Savaşının hangi silahlarla olacağını bilmiyorum ama dördüncüsünün taş ve sopalarla olacağını söyleyebilirim"
                                                                                              Albert Einstein
********************************************************************************************************Dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist 2012 yılının eylül ayında güneş fırtınasının kopacağını iddia etti. Uzmanlar, 153 yıl önce meydana gelen ve hayatı felç eden güneş fırtınasının Kuzey Amerika ve Avrupa’yı 2012 yılının Eylül ayında vuracağı öngörüsünde bulundu.
1859 yılının 1 Eylül’ünde güneşten gelen anormal manyetik enerji nedeniyle telgraf sistemleri tamamen çökmüştü. Bu olay gerçekleştiğinde gece saat 02:00′de gündüz gibi dünyanın aydınlanmasına sebep olmuştu. Ancak uzmanlara göre, 2012′de olacağını varsaydıkları güneş patlamasının daha vahim sonuçları olacak.
*Başlangıçta güneşin iyice kızarması ve gökyüzünün olağanüstü renklerle kaplanmasıyla herkesi büyüleyecek bir manzarayla karşılaşılacağı, ama ardından bir felaket yaşanacığı belirtiliyor.
*2012 yılında gerçekleşeceği söylenen fırtınayla TV, radyo yayınları tamamen kesilecek, elektrik sistemi tamamen devre dışı kalacak, cep telefon şebekeleri çökecek, sular kesilecek, GPS sistemi çalışmayacak.
*Güneş fırtınası Kuzey Amerika ve Avrupa’yı vurması halinde, alt yapının yeniden yapımının en az 20 yıl alacak. Bilim insanları bu süreçte 1.ooo.000.000 kişinin de hayatını kaybedeceğini varsayıyor.
*Şimdi aynı şokun yaşanması durumunda elektrik şebekelerine milyonlarca watt’lık yüklenme olacak. Bu da birçok ülkede şebekenin tamamen erimesi anlamına geliyor. Yani bazı ülkelerde elektrik hatlarını tamamen yenilemek gerekecek. Elektrik olmayınca kanalizasyon ve su sistemleri de çökecek. Birkaç gün içinde musluklardan su akmamaya başlayacak. Üretim duracak. Süpermarket rafları tamamen boşalacak. Tam bir kaos yaşanmaya başlanacak. Telefon, GPS sistemleri çalışmayacak. Uzmanlara göre bu fenomenin 2012 yılının eylül ayında yaşanmaması durumunda aynı risk 2023 için de mevcut.
 (Gazetport)
**Her 3 bin 600 yılda bir güneşin yörüngesine girerek Dünyanın yakınından geçen Marduk(Nibiru)isimli gezegenin dünyaya çarpacağına dair senaryolar üzerine Nasa halkın endişelerini gidermek için bir açıklama yaptı:
NASA, Marduk`un 21 Aralık 2012`de dünyaya çarparak Maya takviminin son gününde dünyanın sonunu getireceği iddialarına internet sitesinden soru-cevapla yanıt verdi:

Soru-2012`te kıyametin olacağı nereden çıktı?
Nasa-“Marduk söylentisinin kökeni Sümerlere dayanıyor. Bu gezegenden gelen uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğine inanılıyordu”.

Soru-Sümerler astronomide çok gelişmişlerdi. Öngörüleri doğru olamaz mı?
Nasa-“Sümerler Uranüs, Neptün ve Pluton`u keşfetti. Ama dünyanın güneşin etrafında döndüğünü anlayamadılar.”

Soru-Marduk 1983`te `Gezegen X` olarak keşfedilmedi mi?
Nasa-“1983`te IRAS uydusu anlaşılamayan bir şey görüntüledi. Bunun bir galaksi olduğu anlaşıldı. Ama basın bunu yeni bir gezegen olarak ilan etti”.

Soru-İnternette bir çok Marduk fotoğrafı var. Bu gerçek olduğunu kanıtlamaz mı?
Nasa-“Fotoğrafların çoğu güneşin arkasında saklandığı iddiasına destek vermek için güneşle yakın gösterilmiş. Ama hepsi fotoşop ürünü.

Soru-Ama güneş fırtınalarının Amerika`yı 1 ay felç edeceği söyleniyor? Kaynakları da NASA. Bu nasıl oluyor?
Nasa-“Araştırma en kötü senaryoya göre hazırlandı. Ancak basın bunu olacak gibi verdi.”

Soru-2012`de dünyaya bir de meteor çarpacağı söyleniyor.. Bu doğru mu?
Nasa-“Hayır. 2012`de dünyaya hiç bir şey çarpmayacak. “

Soru-Marduk bir aldatmacaysa NASA neden bununla ilgileniyor. ABD hükümeti neden bir şey yapmıyor?
Nasa-“İddiaları NASA ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. İnternette de yayan bilgilere karşı bir kanun yok. “

Soru-2012 Doomsday filmi için ne düşünüyorsunuz?
Nasa-“İnsanların hükümetine güvenmemesi üzerine kurulu bir film.”
Gezegenler hizaya gelecek
Soru-Marduk`un koordinatlarını Google Sky ve Microsoft Telescope`un kararttığı iddia ediliyor?
Nasa-“Dünya hareket ediyor. Bir gezegen nasıl hep aynı noktada görünebilir. Google ve Microsoft eksik veri yüzünden o bölgeleri boyadığını açıkladı.”

Soru-ABD panik yaratmamak için bu gerçeği saklıyorsa?
Nasa-“Dünyanın sonu nasıl gizlenir?”

Soru-Maya takvimi neden 2012`de bitiyor ?
Nasa-“Maya uygarlığı çok zekiydi. Karmaşık bir takvim geliştirdi. Dünyanın bu zamana kadar varlığını sürdüreceği öngörülmediği için 2012`de sonlandırdı.

Soru-2012`te tüm gezegenler aynı hizaya gelecek. Dünya da Samanyolu`nun tam ortasında yer alacak. Bu dünyanın çekim kuvvetinin tersine döndürür mü?
Nasa-“Dünya Samanyolu`nun merkezinden 30 bin ışık yılı uzakta. Gezegenlerin aynı düzleme gelmesi de özel bir çekim alanı yaratmaz”.

Soru-2012`deki güneş fırtınaları dünyanın manyetik alanını değiştirecek mi?
Nasa-“Güneş fırtınaları her 11 yılda olur. Şimdiye dek dünyada bir canlıya zararı dokunmadı

                                          THE END
**********************************************************************************************

27 Kasım 2009 Cuma

11-SİYONİZM VE KÜRTÇÜLÜK,PKK-FETO-AKP...

“TEVRAT’a göre, Yahudilerin başlangıcı İbraniler dir. İbranilerin ulu dedelerinden İBRAHİM babası ile HARRAN a gelir yerleşir. Babası öldükten sonra Allah ın emrine uyarak kabilesi ile Kenan diyarına (İncil de Filistin in adı) göç etmiştir. İbrahim kavmi daha sonraları İsrail kavmi adını almıştır. Allah bir gece rüyasında İbrahim e görünmüş ve Mısır Nehrinden Fırat a kadar olan toprakları senin nesline veriyorum diyerek bu toprakları İSRAİLOĞULLARINA bahşetmiştir...
Bugün İsrail in Nil den Fırat a kadar olan toprakları ele geçirmek hayalinin temelinde bu efsane yatar.
Ortadoğu daki mezhep çatışmaları, Kürtçülük hareketinin Türkiye nin güçlü devlet olmasını engellemesi, hatta Türkiye nin bölünmek istenmesi, İsrail in bölgede hakim güç olmasının önünü açacağı için İsrail ,ABD ve İngiltere tarafından desteklenmektedir.”
3K PLANI
1. Kerkük Kürdistan'a verilecek. (Kerkük+Musul petrolleri, Irak petrollerinin % 60'dır) Petrol savaşı! Kerkük’ün Kürdistan'a verilmesi ki bu büyük ölçüde gerçekleşmiştir.Planlı Kürt göçü nedeniyle Kerkük Kürt şehri haline getirilmiştir.Bknz:3.Madde
2. Kypros/Kıbrıs. Mutlaka Avrupa birliğine girmelidir. Çünkü,İsrail'in tam karşısında duran ve içinde İsrail toprağı olan önemli bir”vaat edilmiş” topraktır (İngiliz üsleri İsrail'in resmi toprağıdır.) Adadaki İngilizlerin görevi İsrail'i korumaktır ve tampon oluşturmaktır. Agrotur ve Dikelia üslerinin toplam toprak alanı Kıbrıs'ın % 17'sidir. Kıbrıs ayrıca İsrail'in “Kara para” aklama merkezidir. İbranice Kıbrıs “MAFU”dur(Mahfuz yani Vaad edilmiş toprak) “Kıbrıs'ın AB'ye girmesiyle İsrail'in de istediği anda üye olma yolu açılmaktadır. Çünkü Avrupa topluluğu içindeki Yahudi Diasporası yaklaşık 10 milyon kişidir(İsrail'den kalabalıktır). Sözkonusu Dias ilkesine göre "Çift yaşamlı toplulukların kendi ülkelerinden daha çok nüfus barındırması halinde, o topluluk hangi bloka dahil ise , temsil edilen ülke de o gruba aittir”(Bunun için bir Asya ülkesi olan İsrail, Avrupa spor karşılaşmalarında oynayabilmekte ve her türlü organizasyonunu Asya ülkeleriyle değil Avrupa Topluluğuyla yapmaktadır). Kıbrıs'ın % 17'si İsrail'in resmi (Fakat tarafsız bölge adıyla bilinen gizli devlet gibi saklı) bir parçasıdır. Kıbrıs,İsrail’in toprağındaki hissesi itibariyle AB’ye alınacaktır. (İsrail sonradan gelir elbette...)”
 3. Kürdistan:Siyonizm’in Yeni Asya’sı, Vaadedilmiş Büyük İsrail'in İsrail efendileri dışında tek tercih ettiği topluluk olan Kürtleri içermektedir.(Türklerin ve Arapların bu topraklardan tasfiye edilmesi gerekmektedir.)
Türk Kürdistanı:13 Milyon nüfuslu “Aczimendia”İsrail'in vazgeçilmezi olan GAP-Fırat-Murat ve Dicle stoklarını içermektedir.
, Irak Kürdistanı:Bir petrol ülkesi olmayan İsrail'i Petrol zengini yapacaktır(Trafsız bölge dışında).Irak'da 5 milyon kürt vardır ayrıca bu gruba dahil 1 milyonluk Suriye kürdistanı ile 6 milyon olmaktadırlar.
 İran KürdistanıYahudilerin Tarih'de ilk çıktıkları “Anavatan”larıdır,olmazsa olmazlardandır ve büyük nostaljik değeri vardır. Bu yüzden siyonistler ilk çıkış noktaları olan Civanşir ve yayıldıkları ikinci bölge olan Hamadan'da sembolik Kürt devleti kurma alıştırmaları yapmışlardır.(Hamadan Kürt devletini hem de Azeri Topraklarındaki Civanşir (Jevanshir) öteki adıyla”Kızıl Kürdistan”ı kurdurmuşlardır).Bu egzersizlerden sonra sıra Arz'ı Mev'ut'un bir parçası olan“Büyük Kürdistan”a sıra gelmiştir.Önce Irak'da kurulacaktır. (Türkmen ve
Arap'lardan arındırılacaktır.)ki bu kısa vadede oluşturulmuştur.

*Sırada Türkiye Kürdistanı var: Bu da uzun vadeli(30 yıl)büyük planın en önemli parçasıdır. Türkiyeyi AB içinde "Hak ve özgürlükler"söylemleriyle"Önce Otonom, sonra tam bağımsız Kürdistan'a yönlendireceklerdir.” Ermenistan'ın da AB içine alınmasıyla,Van'dan Doğuya doğru bir serbest dolaşım bölgesi oluşturulacaktır(Böylece SEVRes anlaşması yürürlüğe girecektir)
Bu Aşamaya Nasıl Gelindi:
Yazının bu aşamasında Siyonist yapılanmayı alttan üste doğru görelim.
1. Altta LİONSLAR (Mahalle komiteleri vb. Genç Leo (Lioness) kızlar ve genç Leon erkekler)
2. Bunun üstünde Rotaryenler.
3. Bunun üstünde Carbonary ve Masonnry (Farmasonlar)
4. Bunun üzerinde yani alttakilere emir verme yetkisine sahip Bilderberg .
5. Siyonizm kuruluşları (Bunlar sadece Yahudilerdir.) Dış İlişkiler Komitesi (CFR), Bohemian Grove, IMF ve Dünya Bankası,( IMF'in asıl dikkat çekilmesi gereken yönü Gizli Dünya Devleti'nin örgütleriyle arasındaki irtibattır. Fakat bu yönüne çok fazla dikkat çekilmez. Batılı araştırmacılardan Peter Thompson, IMF'in bu bağlantısı hakkında şu bilgiyi verir: "Batının uluslararası koordinasyonunu sağlayan aygıtların başında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika elitlerini bir araya getiren Bilderberg toplantıları gelir. Bu toplantılarda alınan kararlar ise BM, IMF, Dünya Bankası, OECD ve NATO gibi ekonomik, politik kurumlar aracılığıyla hayata geçirilir."Diğer alt sınıflar ise "Yerli uşak"lardır. (Goyim)…
İngilizler, Güneydoğu Anadolu'ya girdiklerinde kendilerine verilen üç emir vardı:
İngiliz yüksek komiseri “Robeck “ anlatıyor;
Damat Ferit 7 Nisan da bana geldi.Ulusal hareketi bastırmak için her çeşit baskıyı kullanacağını söyledi.Ulusal Harekete karşı Anzavur Hükümetin elinde ilk silahtır.”diyor ve 15 Nisan dada şunlaları yazıyordu;”Hükümet Ulusalcıları lanetleyen bir bildiri yayınladı ulusal harekete karşı bir seri fetva ilan etti.Başbakan gelecekteki Türk Devleti için İngiliz mandası istedi.Musul ve Kerkük Kıbrıs gibi İngiliz toprağı olmalı”(Peki ama neden?)

“1. Gidebildiğiniz kadar, Kars'a kadar dahi Kürt ağırlıklı toprakları işgal ediniz. (Bunu can kaybından dolayı bırakıp, bu günlere ertelediler)
2.Kürt aşiretleri Mustafa Kemal'e karşı kışkırtmak için "Milliyetçilik ve Din Akımları oluşturun. Bu noktada şeyh’leri ve sait’leri yanınıza alınız. (İngilizler bunu kısmen başardılar ve Musul-Kerkük'ün de içinde bulunduğu misakı milli'yi parçaladılar. Buraları Kuzey Irak'a terk edildi.)
3. Başarmaya çalıştığımız isyanlar karşı direnişle karşılaşırsa, bunu askeri yoldan değil; politik yönden geleceğe taşıyınız. Milliyetçi kürtçülük akımını ve Din’i fraksiyonlarını destekleyiniz.” (22 Şubat 1919-Miralay Max Andrio)
                                                         
(*)“İşte Şeyh Sait’den ve Saidi Nursi'den başlayan bu akımlarla, “Yeni Asya” Kutlular, (kürtlerin dini lideridir) Süleyman Karagülle ve Aczmendi Tarikatleri’de oyuna dahil oldu” .(İleriki yıllarda bunlardaki Kürt söyleminden ve ağırlığından rahatsız olanlar için de Türk bazında Fethullah Gülen diye biri İsmi lazım değil (Yazıda bu şahıstan bu şekilde bahsedilecektir)gibi birden bire ortaya atıldı. Kürtlükten rahatsızlık duyan Türk yobazlar akın akın bu sonuncu işleme ve eyleme katıldılar.)”
*(”Bu konuya tekrar değineceğim”)
Kürtçülük hareketinin ülkemizdeki siyasi bir teşkilat olarak ilk organizasyonu II. Meşrutiyetle birlikte 02 Ekim 1908) tarihinde İstanbul'da kurulan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ile olmuştur.(Osmanlı daki Yavuz Sultan Selim zamanında 1514'de başlayan Şii Aşiret ayaklanmalarından Cumhuriyet tarihine kadar olanlar göz ardı edilmemiş.Konuyla ilgisi olmadığı için başka paylaşımlara saklanmıştır.) Gizli Kürt Teali Cemiyeti’nin kurulmasına ön ayak olan dış emperyalist güçler ile Arz-ı Mev’ud felsefesinin gerçekleşmesi için her türlü hileye ve eyleme baş vuran Siyonistler, Türk aleyhindeki yıkıcı ve bölücü faaliyetler sırasında Siyonist Ajanlar, gizli Kürt Teali cemiyeti ile ilişki kurmuş ve kendilerini destekleyeceklerine dair teminat vermişlerdi. Aralarında yaptıkları işbirliği ve Doğu Anadolu Bölgesinde giriştikleri tahrikler sonucu, 1925’de Piran Köyünde “Şeyh Sait İsyanı”nı başlatmışlardır.
“Tarih Dersi:”
Balkan Savaşından sonra, İngiltere ve Çarlık Rusyası, Fransa, Almanya ve İtalya Osmanlı İmparatorluğu topraklarından hak iddia ederek, Ermeni, Rum, Yahudi ve Arap gibi azınlıklar ile, Kürt aşiretleri içersinde yaptıkları tahriklerle devlete karşı isyan provalarını teşvik etmeye başlamışlardır.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğunun dağılma ve paylaşımı gündeme geldiğinde, Osmanlı'nın bu zayıf durumunda, yıllar yılı sadık vatandaş gibi görülen ve Osmanlı zamanında önemli makamlara getirilmiş olan ihanetçi bazı Kürt vatandaşları, içlerinde gizledikleri bağımsız Kürdistan hayalini gerçekleştirme yönünde harekete geçerek İstanbul'da peş peşe cemiyetler kurdular. 1912 yılında kurulan "Kürdistan Muhibban Cemiyeti" ve Hevi Cemiyeti bunlardan bazılarıdır.Bu cemiyetlerden en önemlisi Mayıs 1919 da kurulup kısa zamanda İstanbul'daki hemen hemen tüm Kürtleri bünyesinde toplamayı başaran Kürdistan Teali Cemiyetidir.Kürtdistan Teali Cemiyeti İstanbul'dan sonra Elazığ, Diyarbakır, Malatya ve Muş illerinde şubeler açmıştır.
Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başladığı çöküş dönemiyle birlikte devlet idaresine karşı gelen imtiyazlı aşiret ve gruplar zaman zaman başkaldırarak isyan çıkartmışlardır.
*Bu isyanları, Cumhuriyet' ten önceki ve Cumhuriyet' ten sonraki dönemdekiler olmak üzere iki bölüm halinde incelemekte fayda bulunmaktadır.
Cumhuriyetten önce (18), Cumhuriyetin ilanından sonra da idareye karşı muhtelif gerekçelerle (25) ayrı isyan meydana gelmiştir.
19. yüzyılda çıkan isyanlar ile daha sonraki yıllarda görülen Kürtçülük faaliyetleri, İngiltere, Fransa, Rusya ve diğer bazı devletlerce daima desteklenmiştir. Bu isyanların sebepleri ve sonuçları itibariyle en önemlileri Şeyh Sait İsyanı ve “Dersim” İsyanıdır.

 *1923-1960 Arası Dönemde Kürtçülük Faaliyetleri
Osmanlı Devleti döneminden beri birtakım emeller peşinde koşan Dış güçlerin, Cumhuriyet döneminde de ulusal çıkarlarına dayanan politikaları ile aynı oyunlarına devam ettikleri görülmektedir.Cumhuriyet Hükümeti, 1911 Trablusgarp savaşlarından itibaren 9 Eylül 1922’de Yunan ordularının denize döküldüğü tarihe kadar geçen 11 yıl boyunca ülkenin uğramış olduğu büyük tahribatı ortadan kaldırmak ve Genç Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine oturtma mücadelesi verdiği sırada geçmişte örnekleri görüldüğü şekilde Kürtçü faaliyetlerin tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Bu tehditlerin ilki ve en büyüğü şüphesiz” Nakşibendi Şeyhi Palulu Sait”in isyanıdır.
 Şeyh Sait İsyanı Başladı 1925
*Şeyh Sait İsyanı
Kapatılan Kürt Teali ve Terakki Cemiyetinin liderleri ile dış güçlerin destek ve teşvikleri ile Şeyh Sait isyanı tezgahlanmış Şeyh Sait ayaklanması 13 Şubat 1925 tarihinde Piran hadisesi ile başlamış ve 15 Nisan 1925 tarihine kadar iki ay devam etmiştir.
Şeyh Sait'in liderliğinde Piran'da ayaklanan gruplar kalabalık silahlı çeteler halinde kuzeyden Erzurum'a, güneyden Diyarbakır önlerine kadar gelmişlerdir. "Din elden gidiyor" sloganı ile ve ellerinde Kur-an'la ilerledikleri için yöre halkı şaşırmıştır. Asiler, üzerlerine bir hazırlık yapmadan gelen birlikleri de geri çekilmeye zorlamışlardır.
Bazı illerimizde seferberlik ilan edilmiştir. Sonunda ayaklananlar yavaş, yavaş kıstırılmış ve yok edilmişlerdir. Bir tarikat lideri olan isyancıların başı Şeyh Sait ve diğer elebaşları da yakalanarak İstiklal Mahkemeleri' de yargılanmış ve idam edilmişlerdir.
İsyanın Gerçek Sebepleri
Lozan anlaşmasına göre, en eski Türk şehirlerinden biri olan Musul'un durumu, Türk-İngiliz görüşmeleriyle halledilecekti. Türkler Misak’ı Milli sınırları dışında Musul'u bırakmak istemiyor, İngilizlerde petrol çıkan bu bölgeden vazgeçmiyordu. Türkiye Musul'u almak için askeri harekat için hazırlıklara başlamıştı.Bu arada İngilizler her türlü desteği sağlayarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu da bulunan Kürt kökenli aşiretleri kışkırtarak, onlara ayrı bir devlet kurma vaadinde bulundular.Türk ordusu ayaklanmayı bastırmak için vakit kaybetti ve bu arada İngiliz'lerin Musul'u savunmak için tedbir almaları kolaylaştı. İngiltere amacına ulaşmış oldu. Gencecik Cumhuriyet, vatanın bölünmezliğini korumak ve rejimi pekiştirmek zarureti yüzünden, Musul'u kuvvet kullanarak almaktan vazgeçmek zorunda kaldı.
Dersim İsyanı
1937 yılında ise aynı güçler Türkiye üzerindeki oyunlarıyla Dersim İsyanını sahnelemişlerdir. İsyanın çıkmasında dış güçlerin önemli etkisi olmuştur.Dini görünüm altında sergilenen ve "Milli karakter taşımayan bu isyan hareketlerinin bastırılmasında pek çok aşirette Devlet güçlerinin yanında yer almıştır"(Burayı özellikle vurguladım çünkü bilinenlerin aksine devlet tek başına bu isyanı bastırmamış yörenin kendi halkındanda destek almıştır) Dersim Ayaklanması 1938’de tamamen bastırılmıştır.
Dersim isyanından sonra 1950’li yıllara kadar etkinlik göstermeyen Kürtçülük faaliyetleri bu tarihten sonra tekrardan kendini göstermiştir.
1950 seçimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge halkından da bir çok temsilcinin Meclise girmesi ile emellerine ulaşamayan militan unsurlar, bu temsilcileri Kürt davasına ihanetle ve işbirlikçilikle suçlamışlardır. Bu suçlamayı yapan militan unsurlar 1958 yılında illegal Kürt İstiklal Partisini kurmuşlar ve parti bünyesinde faaliyet göstermişlerdir.
Sol, Marksist ideoloji doğrultusunda faaliyet gösteren bu cemiyetin mensupları 1959 yılında tevkif edilmişler ve 27 Mayıs ihtilalini takiben 8 Ocak 1961 tarihinde yargılanmaya başlanmışlardır.
1950 sonrası İkinci İllegal bir Kürt Teşkilatı yabancı uyruklu öğrenciler tarafından kurulan Kürt Talebe Cemiyetidir. Bu cemiyet mensupları da daha sonra Devlet güçleri tarafından yakalanarak tutuklanmışlardır.Nitekim, 1959 yılından sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da müstakil bir sözde Kürdistan Devleti kurma girişimleri de başlamış oldu…

*“Arkadaşlar bu tarih dersinden dolayı umarım beni bağışlarsınız.Detay ve ilgisiz gibi gelen bu konuları paylaşmazsam konunun akışına ihanet etmiş gibi olacağımı düşünüyorum.Görüldüğü gibi isyanların tamamı Dış güçlerin desteği ve organizasyonuyla olmuştur”
“1950 lerden sonra emellerini gerçekleştirme yolunda tekrar organize olmaya çalışan Kürtçülük hareketi asıl büyük atağını 1974 yılında adı lazım değilin kurduğu” sözde ideoloji ile şekillendirdiği PKK örgütüyle başlatmıştır ve adı lazım değil fiili başkanlığını yakalandığı tarih olan 15 Şubat 1999, saat 19.30’a kadar sürdürmüştür.( Adı lazım değil'ın yakalanmasında Mossad'la işbirliği yapıldığına dair söylentiler Mossad tarafından şiddetle yalanlanmıştır)”(Şu anda devletin tahsis ve modernize ettiği karargahında yönlendirmelerine devam etmektedir)
Yukarıdaki 1974 tarihine dikkat çektikten sonra “Irak Kürdistan”ına bir bakalım:

*Irak Kürdistanı:
“Siyasî bir bakımdan özerk, federal bir bölge olarak uluslararası, resmî tanınmaya sahip olan tek bölge Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimidir” Irak'ın kuzeyinde bulunan bölge 11 Mart 1970'de Saddam Hüseyin ve Mustafa Barzani arasında yapılan anlaşma üzerine kuruldu. Özerklik anlaşmasına göre Irak'ın kuzeyindeki üç il, yaklaşık 37 000 km²'lik bir Bölge, Erbil de kurulucak bir yerel Parlamento tarafından yönetilecekti. Bunun yanısıra Irak Meclis'inde 5 bakan ve başbakanvekili Kürt olacaktı. Kürtçe ülke genelinde Arapça'nın yanısıra ikinci resmî dil olacaktı.İran-Irak Savaşı sırasında bu bölge merkezi hükûmet´in kontrolünden çıkmış, İran saflarında Saddam Hüseyin´e karşı yer almıştı. Saddam Hüseyin savaştan önce anlaşmayı kaldırmış ve 1974 de Kürt bakanları meclisten çıkarmıştı.(Bu başlangıçtan sonra Birinci Körfez Savaşı öncesi ve savaş sırasında Saddam Hüseyin'den kaçan on binlerce Kürt Türkiye Cumhuriyeti'ne sığındı.)
Peki kim bu Barzani:
“Tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanilerinin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti.”
Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Yona Sabar’ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology’ (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabı Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre,” Kuzey Irak’ta 16 ve 17. yüzyılda Barzani ailesine mensup hahamlar Yahudi eğitim kurumları oluşturmuşlardı. Bu aileden Haham Nathanel Barzani, bölgede seçkin bir kütüphaneye de sahipti. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalmıştı. Amerikan Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızı Asenath Barzani’dir.”
Fetullah Gülen
(*)İle işaretlenmiş yukarıdaki parağrafta sözünü ettiğim birinci aktörden ve yapıtlarından sonra 2.aktörümüzede bir bakalım:
Kürt bazında söylemlerden ve kürt ağırlığından rahatsız olanların iknası görevi Din Maskesini takmış olan Fetullah Gülen’e verilmiştir.
1970'lerin ortalarında, Milli Görüş istikametinde hizmet gören Ak-Evler hareketinden koparılarak "Akyazılı" Vakfı kurdurulan Fetullah Gülen, giderek Bediüzzaman'ın çizgisinden uzaklaşarak masonik merkezlere yaklaştı. Karmaşık ve karanlık ilişkiler ağına Katıldı. Hiçbir resmi sıfat ve statüsü bulunmayan sade ve samimi bir hoca efendinin değil, bakanların ve başkanların bile erişemediği uluslar arası bir protokol pozisyonuyla; Papa yla programlara... Politikacı larla pazarlıklara başladı.
Fethullah Gülen ile Papa II.Jean Paul 1998 Şubat'ında Vatikan'da buluştular. Gülen'in basın önündeki açıklamalarından da anlaşılacağı üzere ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz buluşmada başrolü oynadı. Fethullah Gülen 8 Şubat 1998 günü Vatikan'a hareketinden önce yaptığı açıklamada "Birkaç ay önce Abramowitz cenaplarının yardımıyla bu buluşma gerçekleşti" dedi. ABD eski Savunma Bakan yardımcısı Richard Perle, FBI ve MOSSAD'ın paravan Yahudi örgütü Ayrımcılıkla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League/ ADL) buluşmayı organize edenler arasındaydı(Amerika'daki Siyonist lobisinin en güçlü kolu ADL, Gülen'in kitaplarının Amerika'da İngilizce olarak yayınlanmasınıda üstlenmiştir). Vatikan buluşmasının temelleri, Gülen'in sağlık (!) kontrolü gerekçesiyle bulunduğu New York'ta atıldı.
Zamanın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya yakınlığı ile tanınan ADL başkanı Abraham H. Foxman, Zaman Gazetesi’ndeki açıklamasında kitap olayını şöyle anlatıyor: "Kendisinden İslam'da hoşgörüyü anlatan kitaplar yazmasını rica ettik"
ADL'nin gerçek kimliği 1992 yılında iki ajanının yakalanmasıyla belgelendi.Ajanlar Tom Gerard ve Roy Bullock'un evlerinde çıkan bilgiler ve ifadeler ADL'nin kirli ilişkilerini su yüzüne çıkardı. . New York'lu gazeteci John Ross'un haberine göre; "ADL'nin MOSSAD, Güney Afrika ırkçı rejimi ve İngiliz istihbaratıyla bağlantıları ortaya serildi."
AK EVLER-AK YAZILI-AKP(Okunuşu Ak Parti)ve ADL
“Abraham Foxman’ın Siyonizmin dünya çapındaki önemli temsilcilerinden,ABD’nin önde gelen Yahudi Kuruluşu ADL’nin (anti defamation league) başkanı olduğundan bahsetmiştik.Bu zat AKP ilede yakınmıdır acaba?”
1998: Fethullah Gülen’in Papa ile görüşmesine aracılık yaptı.
2001: AKP kurulmadan önce 2001 yılında Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ile yaptığı gizli görüşme basında yer almıştı.
2004: New York Yahudi cesaret ödülünün ilk kez bir Müslümana verilmesine de ön ayak oldu. Böylece Recep Tayyip Erdoğan “Yahudi Cesaret Ödülü” olan Davut Boynuzunu alan tek Müslüman devlet adamı olmuştu.
30 Ocak 2009: Ve…One Minüte…Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışından sonra Foxman şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’deki Yahudiler tehdit altındalar. Bunda Milli Eğitim Bakanının yaptığı uygulamaların, Başbakanın sözlerinin çok büyük etkisi var. Başbakanın kelimelerini çok bilinçli seçtiği ortada. Çok sert konuşuyor. Medyayı Yahudiler kontrol ediyor. Onlar beni istemiyor gibi cümleler kullanıyor. Biz dosttuk. Bu duruma nasıl geldik? “
23 Eylül 2009:Gazeteler, One Minüte’ün tarih olduğunu yazdılar… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD’ye ziyaretinin ilk saatlerinde yaklaşık 50 kadar Yahudi kuruluşun temsilcisini, New York’ta kaldığı tarihi Plaza Otel de kabul etti.
Bu görüşmeden sonra Foxman bu sefer şu açıklamayı yaptı: "Toplantı sırasında hiç birimiz bu konuyu açmadık, Erdoğan da bu konuyu dile getirmedi. Biz unuttuk ve yaşananları tarihe gömdük…Bizim açımızdan en önemlisi, Başbakan Erdoğan’ın New York’a gelir gelmez ilk önce bizi kabul etmesidir. Bizim için en önemli olan nokta bu , çünkü Başbakan Erdoğan bize verdiği önemi göstermiştir.”
"Foxman-Erdoğan ilişkisi devam edip gidiyor. Filistin’de çocuklar öldü, ölüyor, ölecek..Başbakan Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına ne demişti: “siz öldürmeyi iyi bilirsiniz”
Şimdi ise öldürmeyi iyi bilenlerle İran, Suriye pazarlığı yapıyor.13 yıl önce “Kürt devleti mutlaka kurulmalıdır”diyen Kaddafiyle karşılıklı vizeleri kaldırıyor.Sizce bunlar tesadüfmüdür?”
*(ERDOĞAN: Cesaret-Courage (Carbonary Courageous Shield)Yahudi cesaret madalyası(Dünyada bu madalyayı alan tek Müslümandır.)
MM: (Maltaise Medall/Malta şövalye madalyası)
BB:Brave Bross (Cesur Birader Nişanı)
BB:Big Brain sertifikası....Aldığı diğer madalya ve ödüllerden bazılarıdır...
*Ampul:Yedi Isık, Yedi Sır…
AKP Parti tüzüğünün 3. Maddesinde amblemlerinin ampul olduğu ifade edilmektedir.
"Ampul bir ısık kaynağı değil sunucusudur. Ancak bir elektrik hattına bağlı anahtar açıldığında ısık verir.AKP’nin ampulünü yakıp söndüren anahtarın basında kim var?."
Ampulün etrafında 7 ısık huzmesi vardır. AKP tüzüğünün 4. Maddesinde 15 temel amaç varken neden 7 ısık?7 ısık huzmesinin anlamı ampulün bağlı olduğu, hatta anahtarı elinde tutanların prensipleri olabilir mi?
Kısaltılmıs parti adı olarak, kendilerine AKP yerine “AK parti” denmesini istemektedirler. Neden “AK”? Sembolleri ampulün, baska örgütlerin sembolleriyle benzerlikleri var mıdır?.
*Kabala’nın simgesi: AMPUL
Kabala (İbranice Qabbala):Kelime anlamı, “alma, kabul etme” olan bir Yahudi mistik öğretisidir.
Yahudilerin gizli sırlar öğretisi olarak bilinen Kabala, son günlerin moda akımı.
Kabalistlerin ’ Isık’ dedikleri sey, Yaradan’ın sonsuz ısığıdır. Kabala’da ‘ısık’, bir
ampulle simgeleniyor."(Güler Kömürcü / AKSAM / 05 Ağustos 2005)
Bu öğretiyi anlatan bir kitabın ismi“Allahın Lambası,Yahudi Işığının Kitabı (The Lamb of God: A Jewish Book of Light) olarak dilimize çevrilmiştir.Kabala’cı NATHAN GAZA (1643-1680)
Sahte Mesih Sebatay Sevi’nin peygamberi olarak meshur oldu. Takipçileri O’nu
“Buzzina Kaddisha” Kutsal Lamba olarak adlandırdılar ve beraberinde Mesih’in Isığını getirdiğine inandılar.Sevi İslam’a döndü. Ancak Nathan, diasporadaki Yahudilere Sebatay’ın müdafii olarak misyoner faaliyeti üstlendi. 
Sabetay Sevi:(1626-1676)
Yahudi dünyası, O’nun söz verilen Mesih ve Tanrı’nın yeniden doğusu olduğuna inandı. 1666 yılında İstanbul’a yerlesmek istedi. Yakalandı ve idamdan kurtulmak için İslam’a döndü.
NATHAN ve takipçileri buna değisik bir yorum getirdiler.Sebatay’ın din değistirmesi, gerçekte, ısığın kaybolan kıvılcımını kurtarmak için“klippotic (yeniden ortaya çıkmak için saklanacağı kabuk)”âleme doğru inisini temsil etmektedir. Anadolu’daki Sebatay inananları Hıristiyan veya Müslüman görünüs altında hâlâ O’na bağlılık ve ibadetlerini gizlice sürdürmektedir.www.kheper.net/topics/Kabbalah/SabbatiZevi.htm

Isık… Neyin Isığı?Tevrat=Lamba=Isık.Kabalistlerin “ısık” dedikleri sey, “Tanrı’nın sonsuz ısığı”dır. Kabala’da Isık bir“ampul”le simgeleniyor.”(Yaman Törüner, Milliyet, 30 Temmuz 2005)

“Avi Ben Mordechai’nin “Tevrat’ın Isığında Yeni Ahiti Anlamak” adlı öğretisinde”On Emirden biri, bir lambadır ve ısığı öğretir.” İbrani dilinde bu söz “Öğreti Tevrat”tır…”Olarak tercüme edilmistir. Bu nedenle Tevrat Isık olarak tanımlanır. Bu tanımlara göre Kitab-ı Mukaddes 119:105 e bakıldığında.“Senin sözün yolumu ve ayaklarımı aydınlatan lambadır” (Yahudi Köklerini Kucaklama, To Embrace Hebrew Roots: Part VIII,www.seekgod.ca/printliteralkab )

*Ak Partinin amblemi:
“Ampulün etrafında 7 ısık huzmesi vardır. Ak Parti, adaleti, kalkınmayı ve aydınlanmayı ülkemizin her bölgesinde tesis etmenin gayreti içindedir. Bunu basarmak için tüm gayret ve imkânlarıyla çalısacaktır.”(Ak Parti Kurum Kimliği Kılavuzu, 2006 “Ak Partinin amblemi” sayfa 7)

*ABD’de bulunan Hürriyet heykelinin asıl adı “Dünya’yı aydınlatan Hürriyet”tir (Liberty Enlightening The World) Heykelin basında taç 7 ısık huzmesinden olusur. (Hürriyet Heykeli Tanıtım Kataloğu)

 - “İlluminate”İtalyanca köklü bir kelimedir. Aydınlanma demektir. Fransızcada ısık
anlamına gelen “la lumiére” kelimesi de aynı kökten gelir. 1776 yılında Almanya’da
kurulan Illuminati örgütünün, içinde her ulustan ve dinden etkili isimlerin bulunduğu
gizli bir mason kardeslik cemiyeti olduğu bilinmektedir."
Yedi Kollu Samdan Masonların önemli simgelerinden birisidir. Geleneksel olarak altından yapılır… Aynı zamanda 1948’de kurulan İsrail’in Devlet Amblemidir.” www.milliyet.com.tr/2001.09.09/guncel/gun01.html
İsrail simgesi Menorah”, Kudüs’teki eski tapınakta kullanılan 7 kollu samdan
ya da lamba tutacağıdır…”(Josephus, The Jewish War, G.A.Williamson, Tanslator, Panguin, 1959 www.stateofisrael.com/emblem/ )


*Menorah Basbakan’ın Yanı Basında
-1 Eylül 2004’te ATV Ana Haber Bültenine konul olan Basbakan Recep Tayyip Erdoğan, Basbakanlık Konutu’nu, ATV’ye açarak canlı yayında gündeme iliskin mesajlar vermisti.
“…ATV’de yayınlanan Ali Kırca-Tayyip Erdoğan sohbetinde ekrana gelen samdan, Basbakan’ın konusmasıyla tezat yaratıyordu.Basbakanlık Konutu’ndaki bu samdan ekrana getirilis açısından Yahudilerin 7 kollu kutsal “Menorah”ı gibi görünüyordu…”(Yurtsan Atakan, Hürriyet, 12 Eylül 2004)
*Yedi Katlı Cesaret Ödülü
Erdoğan, ABD’deki önde gelen Musevi kuruluslarından Anti Defamation League tarafından "İkinci Dünya Savası’nda soykırıma uğratılan Musevileri kurtaran Türk diplomatlara verilen cesaret ödülünü Türkiye adına aldı".Erdoğan: Bu ödülü kabul ederken “vatandaslarım adına nefreti ve zorbalığı mağlup etmeye yönelik çabalarımıza devam etmeyi ve daimi barıs ve
adaletin tohumlarını ekmeyi taahhüt ediyorum.” (Sabah, 10 Haziran 2005)
-Ödül plaket tahtasında 7 adet bakır rölyef dikdörtgen plakanın varlığı dikkat çekmektedir.
* Erdoğan 27 Ocak 2004’te ABD Yahudi Komitesi (AJC)tarafından da ödüllendirildi.

Yeni Dünya Düzeni kurma amaçlı bu örgütün(İlluminati) çıkısındaki 7 temel hedefin içinde, altıncı sıradaki hedefleri: dinlerin ortadan kaldırılmasıdır. Birinci açıklanan amacı:Düzenli hükümetlerin yıkılması…”(Serdar Turgut, Aksam, 1 Eylül 2004)
“Hedef dünyada devletlere karsı bir inançsızlık yaratmak, dinleri birbirine düsürmek, … Ve sonunda da dünyaya yeni bir düzen getirmektir.”(Serdar Turgut, Aksam, 25 Mayıs 2004)
Dünyadaki küresellesmeye bütün samimiyetimle inanıyorum.”(Erdoğan, 22.07.2002, Kanal D)
Türkiye, küresellesmenin markası haline gelecektir.”(Erdoğan, 10.12.2002, ABD)

*Ulus devletlerin yıkılması
“…Resmi ideoloji ırkçı bir kisilik tasıyor, bu yapısıyla da milli bütünlüğü koruması mümkün değildir. Su anda Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yasamakta. Bu 27 etnik grubunda varlıklarının tanınması gerekmektedir.“Türkiye Türklerindir” gibi tezler yanlıstır.Türkiye’nin 70 yıllık tarihi bosa harcanmıs bir zamandır.”(Tayyip Erdoğan, 2. Cumhuriyet Tartısmaları, Metin Sever-Cem Dizdar,1993)

*Medeniyetler İttifakı altında evrensel değerlerin ve tek kültürün hakimiyeti
“…Ulusal Kültürlerin küresellesme içinde varlıklarını korumaları için değisim zorunlu bir dinamiktir. Yani alt değerleri, üst değerler olarak takdim etme yanlısına düsmemeliyiz…”(Tayyip Erdoğan, 20.01.2004,TBMM grup toplantısı)

*Din ve Kültürlerin Ortadan Kaldırılması
“…Helenizm ile Frigya uygarlığı Anadolu’nun tam ortasında vücut buldu.Avrupa ve Paris adlarının Anadolu mitolojisinden geldiği söylenir. Akdeniz kültürünü iste böyle iç içe örebildik. Peki, sonra ne oldu? Ortak değerlerimizi daha ileriye götürüp yaygınlastırmak yerine medeniyetler çatısması tezini ortaya attık.Bu ortak bilinci engelleyen tek sey, tarihten gelen karsılıklı güvensizlik duygusudur. Bu güvensizliği “Din ve Kültür gibi suni bölünmelerle” maalesef hala daha beslemeye devam ediyoruz.”(Tayyip Erdoğan,17 Ekim 2003, İspanya)
"Erdoğan, medeniyetler ittifakının eş baskanıdır.Erdoğan, ülkemiz dâhil 22 İslam ülkesinin haritalarını değistirme ve Ortadoğu’da yeni bir düzen kurma projesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin eş baskanıdır."
*israil’in güvenliği için Lübnan’a asker göndermenin amacı, siyon haritasını çizmeye katkı sağlamak olabilir mi?
*Irak’ta, Kıbrıs’ta, AB’de bu gayri milli politikaların sebebi gizli iliskiler olabilir mi?
*Annan’a Davos’ta Kıbrıs’ı teslim sözü verilmesi; Berlusconi’ye ek protokolü imzalama sözü verilmesi; PKK ile ateskes görüsmeleri bizlere bir seyler anlatmıyor mu?
*Topraklarımızın satılması, Ekonomimizin yabancılastırılması tesadüf olabilir mi?
*Ilımlı İslam ve İslam’da reform tartısmaları tesadüf mü?
*Patrikhaneye neden ekümeniklik sıfatı verilmek istenmekte?
*Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devletinin önünü kimler açmaktadır?

Siyon Protokolleri ve KuklaYönetimler
Siyon Protokollerinin 2.sinde yer alan konulardan birinin baslığı da şudur.
Hizmete elverislilikleri derecesine göre halk arasından seçeceğimiz, kölece itaat etme kapasitesi olan idareciler, ülke idaresine hazırlanmıs kimseler olmayacaktır. Bu efendiler çocukluklarından beri bütün dünya islerini idare noktasından yetistirilmis bilgin ve çok zeki danısmanlarımızın ve uzmanlarımızın ellerinde kolaylıkla birer oyuncak haline geleceklerdir”.(Will Durant-Roger Lambelin, Yahudiliğin Tarihi ve Siyon Liderlerinin Protokolleri, Okumus Adam Yayınları, Eylül 2004)

“…Erdoğan Batı için az bulunur bir ürün. Bu yüzden de onlar için değerli. Batı’nın hiçbir Müslüman lidere söyletemeyeceği seyleri,Erdoğan içinden gelerek söylüyor…”(Fatih Altaylı, Hürriyet,7Subat 2004)
“…Tayyip Erdoğan’ı kullanın, deliğe süpürmeyin…”(Cüneyt Zapsu, Basbakan Danısmanı, ABD)
“…Kimlik değisimi karsısındaki tereddüt, toplumumuzda gözükmemektedir…”(Erdoğan, 24 Ocak 2004, Davos)
“…ABD asker isterse göndeririz…”(Erdoğan, 23 Ekim 2003, CNN Türk)

Not:”Ampul:Yedi Isık, Yedi Sır” başlığından bu noktaya kadar olan paylaşım tamamen derlemedir"

                                         *********************************

"Mustafa Kemal'in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler ikinci ise masonlardı... 
Bir gün eski Adliye Vekili Mahmud Esat Bozkurt'u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi. "Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır" dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt, riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi: "Masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım..." Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: "Arkadaşlar, yarından itibaren Türkiye'de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır..." Salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar tavanları çınlatıyordu…" (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.71–72)

-"Yazdıkça yazasım geldi ama yine de bitmedi.Küçücük bir bölümüde daha sonra paylaşmak için sizlerden anlayış rica ediyorum…"

Gelecek Bölüm:ARMAGEDON:Son savaş.( “Yahudiler zion’a girdiklerinde gökte bir kuyruklu yıldız belirecek.Denizin iki yakasında ordular meydana gelecek…)